İnşaat işçileri, çalışırken, oluşturdukları yapının daha sağlam olması ve en fonksiyonel şekilde kullanılması için ne yapmak gerektiğini düşünmezler, yanılıyor muyum? Öyle olsaydı inşaat mühendisliği veya mimarlık gibi meslekler olmazdı herhalde. İşçi yapılması gerekeni yapar; mühendis ve mimar da öyle. Biri inşaat alanında ter dökerken diğeri masa başında terler. İkisi de ağır işçidir; biri kaslarını diğeri kafasını yorar ve bir yapı ortaya çıkar.
Fizyoterapistler hem kafa hem de bedensel yorgunlukla başetmek zorundadırlar. Hastayı değerlendir, tedavisini planla, uygula, takip et, bir daha değerlendir, tedavi planını duruma uyarla, uygula, takip et, değerlendir... böyle gider; çünkü insanla uğraşıyoruz; çünkü yaşam durağan değildir. Hasta daha iyi oluncaya veya hasta veya yakınlarının yaşam kalitesi düzelinceye dek bu durum devam eder. Bu arada, kendi ruh ve beden sağlığını da sağlam tutmak zorundadır. Aksi halde tedaviden sonuç alabilmesi zordur.