Sevgili Cemil,
Evvelâ sınavdan iyi bir sonuç alma ümidini tebrik ediyor ve "inşaallah" diyorum.
İsteğine ve soruna gelince:
1.Evvelâ girmek istediğin mesleği iyi tanıman lâzım. Çünkü; gerek işitme engelliler alanında, gerekse zihinsel engelliler alanında olsun ÖZEL EĞİTİM apayrı bir öğretmenliktir.
2.Engellileri acımadan sevmen lâzım. Ne dediğimi iyi anlaman için tekrar ediyorum ACIYARAK DEĞİL, SEVEREK YAKLAŞMALISIN.
3.Mesleğin her türlü cefasına katlanmayı şimdiden göze almalısın.
4.Özel eğitimin her alanı zordur ama bana göre en zoru işitme engelliler alanıdır. Neden diyecek olursan, sözel iletişime alışmış olan işiten bireylerin, sadece görsel iletişime ve işaret diline alışmış bireylerle iletişim kurması öylesine zor ki... içine girmeden anlayamazsın.
Ben, iki yıllık eğitim enstitüsü mezunuyum. Sınıf öğretmeniyim. Meslek hayatım içinde önüme gelen iki tane işitme engelli öğrenci, benim özel eğitim alanında arayışa girmeme ve sonuçta da özel eğitim alanında kadrolu çalışmama vesîle oldu. 1982 yılında tanıdığım çocukları eğitmeye çalışırken alanın hiç bilmediğim yöntemlerini kendi kendime keşfetmekle başlayan maceram 1987 yılında katıldığım bir kurstan (1982'de bakanlığa gönderdiğim dilekçeye ancak o zaman cevap verildiği için 5 yıl sonra katılabildiğim kurstan) sonra kadrolu olarak işitme engelliler okuluna atanmamla devam etti. Sonra ne mi oldu ? Özel Eğitim'in sadece işitme engelliler ile sınırlı olmadığını gördüm. İkinci , üçüncü engeli olan çocukları gördükçe ve onların eğitimi için neler yapmam gerektiğini araştırdıkça Zihinsel Engelliler, Uyumsuzlar, Otistikler, Spastikler... yani ENGELLİ diye adlandırdığımız bizim insanlarımızın her biriyle ilgili bilgi sahibi olma gereği duydum. Kurslara katıldım. Araştırdım. Yâni kendi kendimi geliştirmeye çalıştım. Elhamdülillâh 2009 yılında kendi kızımın kazandığı üniversitenin bulunduğu şehire istediğim tayinim yapılmayınca emekli oldum. Ama durmadım ve Otistikler ile çalışmaya "ek ders ücreti karşılığı ücretli" olarak yine devlet okullarında görev istedim ve halen çalışmaya devam ediyorum.
Bu kadar uzun yazmamın sebebini anladın sanırım. Yıllarını İşitme Engelliler Okulu'nda KADROLU geçiren bir öğretmenim ama şu anda iki işitme engelli bireyin karşılıklı iletişimini tam olarak anlayamam. Çünkü ben sözel iletişim ile anlaşıyorum. İşaret dili ile iletişim kuran bireylerin kullandığı işaretlerin anlamlarını bir anda ve peşpeşe çok hızlı şekilde zihnimde anlamlandırmam hemen hemen imkânsız gibi.
Bu paragraftan sonra tekrar düşünmen gerek sanırım.
Kendin için en uygun kararı vermende yararlı olabildi mi anlattıklarım bilmem. Ama sorduğun için gerçek yaşadıklarımı anlattım.
Eğitim hayatında ve özel hayatında her zaman başarılı, huzurlu ve sıhhatli bir hayat dileklerimle yolun açık olsun diyorum..
Sevgiyle..
Mustafa KÜTÜKCÜ
Uzman Sınıf Öğretmeni