çeşitli başa çıkma becerilerini geliştirirler. Aile olarak, farklı oldukları, fraklı bir mücadele ve gelişim süreci içinde olduklarını görürler ve bunu içselleştirmeyi öğrenirler. Zaman zaman yalnızlık duygularını, çaresizlik duygularını yaşarlar ve bunlarla nasıl başa çıkacaklarını deneye yanıla bularak, kendilerinin ve çocuklarının gelişimine katkıda bulunurlar (Akkök,1997).
Engelli bir çocuğun doğumu ailede yapıcı etkiler oluşturabileceği gibi ailenin içinde bulunduğu duygulardan ötürü çocuk üstünde kötü etkilere yol açabilecek istismar olgularını da gündeme getirmektedir. Erken doğan, düşük doğum kilosu bulunan, sürekli hasta olan, sürekli ağlayan ve gibi çocuğun onu yaşıtlarından farklı yapan özelliklerin olması bu riski arttırmaktadır. Çocuğun bakımını zorlaştıran, gereksinimlerini arttıran ve değiştiren bu farklılıklar genellikle çocuğun zihinsel ve fiziksel özürlü olması ile davranış ve duygusal problemlerinin bulunmasıdır (Bulut,1996).
Özürlü çocukların istismar için risk grubu olmalarının nedenlerini araştıran çalışmalarda özellikle çocuğun aile üzerindeki etkileri vurgulanmıştır. Çocuğun kronik bir hastalığın ya da özrünün olması ailede, kızgınlık, suçluluk, öfke, üzüntü ve ikili duyguların yaşanmasına yol açmaktadır. Çocuğun bakımının özür ya da hastalık nedeniyle zorlaşması, gelişimsel ve eğitimsel gereksinimlerinin artması, anne baba ve aile bireylerinin stres ve kaygılarını arttırmaktadır (Sucuoğlu,1994). Ayrıca çocuğun özelliklerinin tanınmaması dolayısıyla özürlü çocuktan gerçekçi beklentilerin olmaması ve çocuğun problemleriyle başetme becerilerinin bulunmaması, anne-baba ve diğer aile bireyleri üzerindeki baskıyı arttırabilmekte, çoğu zaman anne baba öfkelerini kontrol edemeyerek şiddete yönelebilmektedirler (Solomons 1979dan aktaran Sucuoğlu,1994).
Uzman Psikolog Nihal Özcan
Bu işlemi yapmak için siteye Kişisel Giriş yapmanız gerekiyor.
Yorum yapanları görebilmek ve yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.