03-04-2026 |

OTİSTİK ÇOCUKLARI OLAN EBEVENLERİN SORUNA YÖNELİK OLUŞTURDUKLARI METAFOR ÖRNEKLERİ

Bu çalışmada önce otizm tanıtılmış, daha sonra annelerin otistik çocukları ile ilgili kullandıkları metaforlara örnekler verilmiştir.

 

"Otizm" terimi ilk kez 1911 yılında İsviçreli psikiyatrist Eugen Bleuler tarafından kullanılmıştır .Bleuler, "autos" (kendisi) anlamına gelen Yunanca kökenli bu terimi, üzerinde çalıştığı şizofreni hastalığının bir semptomu olarak belirtmiş ve gerçeklikle bağını koparmış, kendi hayal dünyasında yaşayan ve başkalarıyla normal iletişim kuramayan bireyleri tanımlamak için kullanmıştır .( Greydanus ;2013) Bugünkü anlamıyla otizm ise ilk kez 1943 yılında bir çocuk psikiyatristi olan Leo Kanner tarafından  çocuk ile yaptığı bir çalışma sonucunda tanımlanmıştır .

OSB terimi uzun yıllardır kullanılmakta olan bir terimdir. Ancak son yıllarda otizm teriminin yanı sıra, otizm spektrum bozukluğu (autism spectrum disorder) terimi de kullanılmaktadır. (Kırcaali-İftar, 2013). Amerikan Psikiyatri Birliğinin 2013 yılında yayınladığı DSM-V'de OSB tanımı içerisinde yer alan bütün alt yetersizlik türleri çıkarılmış ve yerine OSB kavramı kullanılmaya başlanmıştır.

Bir iletişim sorunu olarak görülen otizm; beyin fonksiyonlarını etkileyen nörobiyolojik bir bozukluktur. Sosyal gelişim ve iletişimle ilgili aksaklıklar, sınırlı ve sıra dışı ilgi ve tekrarlayıcı davranışlar OSB de görülen temel belirtilerdir. Otizm bebeklikten itibaren göz teması kurma, işaret etme, ortak dikkat ve çevreyle ilgilenmeme gibi işlevsel olmayan davranışlarla kendini belli eden, yaşam boyu etkileri devam eden, şiddeti hafiften ağıra değişen ve çeşitli kombinasyonlara sahip gelişimsel bir bozukluk şeklinde ifade edilmektedir. (Almbaidheen 2015).

Otizm tanı süreci çok erken yaşlarda başlar. OSB'nin semptomları genelde 2 yaşından önce başlar ancak bu belirtilerin ebeveynler tarafından anlaşılması durumu zor olabilmektedir. (Bodur ve Soysal, 2004). Ancak otizmli bireyin erken tanı alması ve erken eğitime başlaması oldukça önemlidir. Çünkü yapılan araştırmalarda birey erken ve yoğun bir özel eğitime başlarsa semptomlarında iyileştirici etkiler olduğu görülmüştür (Servi ve Baştuğ, 2018). Otizmin bilinen en genel semptomları, rutine bağlı olmaları, eşyalara, nesnelere, oyuncaklara ve birçok şeye karşı takıntı geliştirmeleri, göz temasında ve sosyal iletişimde sınırlılıklardır.

Sosyal etkileşim ve iletişimde yetersizlikler, işlevsel olmayan tekrarlayıcı davranışlar ve sınırlı ilgi alanları Otizm Spektrum Bozukluğunda görülen temel özelliklerdir. Bu belirtilerin şiddeti ve dağılımı kişiden kişiye değiştiğinden DSM-5 ile birlikte bir spektrum bozukluğu olarak tanımlanmıştır. (Mançe Çalışır 2018).

Otizm Spektrum Bozukluğu için DSM-V ölçütleri iki ana kategoride toplanmıştır. DSM-V'de OSB için belirlenen ölçütlerin ilk kategorisinin birinci ölçütü "normal olmayan sosyal yakınlaşmadan ve diyaloğu devam ettirmeden başlayan, ilgi alanlarının, duyguların paylaşımına ve sosyal etkileşimi sürdürme yokluğuna kadar giden sosyal-duygusal alanda yetersizlikler"dir .(Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013). Bu kategorinin ikinci ölçütü ise "zayıfça oluşturulmuş sözel-sözel olmayan iletişimden, göz teması ve vücut dilinde anormallikler veya sözel olmayan konuşmayı anlama ve kullanmada yetersizlikler ile yüz ifadeleri veya mimiklerin tamamen olmamasına kadar uzanan sözel olmayan iletişimde sınırlıklar"dır. (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013). Bu kategorinin son ölçütü ise "farklı ortamlarda davranışları uyarlamaya zorluktan, hayali oyunları paylaşma ve arkadaşlık kurma, başka insanlara tamamen ilgisiz kalmaya kadar giden, yaşa uygun ilişki kurma ve sürdürmede zorluklar"dır. (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013). Her üç ölçütünde DSM-IV-TR'ın belirlediği ve yetersizliğin alt kategorilerinden bazı farklılaşmaları da kapsayacak şekilde genişletildiği görülmektedir.

DSM-V'de OSB için ikinci kategorinin ilk ölçütü sterotipik davranışlarla ilişkilidir. Bu ölçüt "sterotipik veya tekrarlayan konuşma, motor hareketler veya nesne kullanımı (basit motor stereotipiler, ekolali, nesnelerin sürekli kullanımı veya kendine özgü sözel kalıplar"dır. (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013). Bu kategorinin ikinci ölçütü ise rutinlerle ilişkilidir. Bu ölçüt "rutinlere, sözel-sözel olmayan ritüel hareketlere aşırı bağlılık veya değişime karşı aşırı direnç (motor rutinler, aynı rota veya yemeğe ısrar, tekrarlayan sorular veya ufak değişikliklere yönelik aşırı stres)" şeklindedir. (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013). Üçüncü ölçüt ise "yoğunluk ve odaklanma bakımından anormal, odaklanmış ve sınırlı ilgiler (olağandışı nesnelerle, aşırı tekrarlayan ilgi alanlarına güçlü bağlılık veya meşgul olma)"dir. Bu kategorinin son ölçütü ise "duyusal girdilere çok-az tepkiler veya çevrenin duyusal özelliklerine sıra dışı ilgi (acıya/ısıya/soğuğa kayıtsızlık, bazı seslere, yüzeylere farklı tepkiler, nesneleri aşırı koklama, dokunma, ışıklara dönen nesnelerle büyülenme)" dir. Bu ölçütlerin dördü de incelendiğinde DSM-IV-TR'da OSB şemsiye kavramı altında toplanan alt yetersizliklerin bütün özelliklerinin DSM-V'de tek bir başlık altında toplandığını ve tanı ölçütlerinin bu amaç ile genişletildiği görülmektedir.

Otizm tanılı bireylerde, hastalığa eşlik eden başka psikiyatrik bozukluklar bulunabilmektedir. DEHB, Özgül öğrenme güçlüğü, OKB, bağırsak problemleri, duyusal problemler ortaya çıkabilmektedir

Araştırmalar, OSB tanılı bireylerin yürütücü işlevlerde genellikle genel popülasyona göre daha düşük performans gösterdiğini ve bu bozuklukların bireyler arasında 53 oldukça değişken olduğunu ortaya koymaktadır .Özellikle planlama, bilişsel esneklik ve çalışma belleği gibi yürütücü işlev alanlarında belirgin eksiklikler gözlemlenmiştir .

Bir çalışma, otizmli çocuğu olan ve olmayan annelerde çocuk-anne arası davranışların karşılıklı etkileşimlerine bakılmıştır. Otizmli çocuğu olan annelerin yaklaşımı olmayanlara göre, daha çok yönlendiren ve daha az cevap veren bir tutum sergilemektedirler. (Doğan ve diğerleri, 2016). OSB'li bireylerde diyetin önemi ile ilgili yapılmış olan bir çalışmada, çocukların diyet yapmalarının otizmin belirtilerinde azaltıcı etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. (Dınure, 2022). Otizm tanısına sahip ve tanı alma riski olan çocukların ve ebeveynlerinin ekran ile vakit geçirdikleri zamanlar incelenmiş ve ilişkiye bakılmıştır. Otizm tanısı almış çocukların ve ebeveynlerin ekran ile vakit geçirme süreleri risk altında olan gruptan anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. (Erdoğan, 2023). Otizm tanılı çocukların ebeveynlerinde anksiyete düzeyleri ve otizme dair farkındalık düzeylerinin incelenmiş olduğu bir araştırmada; anksiyete düzeyleri ile farkındalık düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. (Aslan Kaya, 2023). Otizm tanılı bireylerin ailelerinde bulunan psikolojik rahatsızlıkları incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, en sık bulunan psikolojik rahatsızlıkların depresyon ve sosyal fobi olduğu sonucuna ulaşılmıştır .(Demir, Mukaddes, Eralp Demir ve Bilge)

Metaforlar, karşılaştırmalara izin vermesi ve sonrasında problemi doğrudan ifade etmeden bir anlayışa ulaşması nedeniyle psikoloji alanında zemin kazanan edebi araçlardır.

Köklerini Yunanca bir kelime olan metapherein'den (meta: öte, üst; pherein: taşımak) alan metafor, en genel tanımıy­la dolaylı anlatım olarak düşünülebilir. Özünde "Bir yer­ den bir yere taşımak" anlamına gelen metafor, dinleyici­de görsel ve belirgin bir tanımlama yaratarak; görsel ve yaşantısal bir tepki oluşturmaktadır. Metaforların içinde her zaman örtük bir düşünce gizlidir ve örtük düşünce psi­koterapilerde çok değerlidir. Metaforlar aracılığıyla örtük düşüncelerin terapi sürecinde ele alınması daha mümkün hale gelir. (Karaırmak ve Güloğlu, 2012).Metafor, güzel ve anlamlı konuşma yaklaşımından etkilenilerek düşünceleri daha işlevsel ve estetik biçimde anlatabilmek için sosyal bilimler literatürüne girmiştir.

Cambridge Sözlüğünde (2021) metafor, bir şeyi aynı niteliklerden bazılarına sahip başka bir şeyle karşılaştırarak tanımlamanın bir yolu olarak tanımlanmaktadır.

 

Metafor, bir kavramsal alanı başka bir kavramsal alan açısından anlamak olarak tanımlanır. Bir alanın diğer bir alan sayesinde anlaşılmasına yönelik, herhangi bir tutarlı deneyimler bütününü yeni ve farklı bir deneyimi açıklamada kullanma metafor olarak tanımlanmaktadır. (Kovecses, 2010).

 

 

 Otizmle İlgili Metafor Örnekleri

 

Araştırmada  annelerin ''Otizm ... gibidir.  Çünkü ...    .''  Sorusuna verdikleri cevaplar bulunmaktadır. Buradaki yanıtlar otizm tanısı alan çocuklara sahip annelerin otizmi nasıl bir varlığa veya kavrama benzettiklerinden  yola çıkarak otizm algılarını incelememizi sağlar. Annelerin verdiği yanıtlar temalara  ve  kategorilere ayrılarak incelenmiştir.( Akgül;2022)

 

Çaresiz bir durum olarak otizm.

Otizmi çaresiz bir durum olarak algılayan annelerin oluşturduğu 5 farklı metafor bulunmaktadır.

 Annelerin oluşturulan kategorideki nedenlerine bakıldığında; 

Otizm baharın ortasında kar yağmaya benzer. Çünkü baharda açan bütün çiçekleri soldurur aynı gülüp eğlenen çocukların zamanla uzaklaşması gibi.

  Otizm kanser gibidir. Uzmanlar otizmin bir hastalık olmadığını söylese de kanser kadar ölümcül bir hastalığa benzer. Kanserin tedavisi vardır ancak otizmi tedavi edecek bir ilaç bile yok.

 Otizm konuşamamak gibidir. Çünkü konuşamayan birisi derdini anlatamaz, arkadaş edinmekte zorlanır, tek başına olmak ister. Otizmli çocuklarda böyledir.

 Otizm çölün ortasında susuz kalmak gibidir. Çünkü bilinen bir tedavisi  yoktur, çölün ortasında susuz kalmış gibi çaresizsindir. Çocuğun için yapabileceğin tek şey onun daha iyi bir eğitim almasını sağlamaktır.

   Otizm tıkalı bir trafik gibidir. Çünkü bir yere varmak için yola çıkarsın  ilerlersin ilerlersin ancak o yol tıkalıysa yapabileceğin hiçbir şey yoktur. Otizm de böyledir. Bizler çocuklarımız için uğraşır elimizden gelen her şeyi yaparız ancak bilmeliyiz ki bu yol kapalı ya çok yavaş ilerleyeceğiz ya da hiçbir zaman istediğim yere ulaşamayacağız.

 

Çözülmesi gereken bir durum olarak otizm.

Annelerin oluşturulan kategorideki nedenlerine bakıldığında;

  Otizm açması çok zor olan bir düğüm gibidir. Çünkü üzerine çok  çalışılması çok emek verilmesi gerekir. Diğer çocukların kolaylıkla yapabildiği bazı beceriler bizim çocuklarımız içim zor olabilir. Ancak düğümü çözdüğümüzde çok daha iyi ve hızlı ilerleyecektir.

  Otizm bulmaca gibidir. Çünkü ilk başladığında hiçbir şey anlayamazsın  üzerinde uğraştıkça, çalıştıkça şekil alır anlamaya başlayabilirsin ama  bazen de hiç sonuca ulaşamazsın. Otizm de böyledir çocuğun için uğraştıkça çabaladıkça ilerlediğini görürsün bu yüzden otizm bulmacaya benzer.

   Otizm labirent gibidir. Çünkü bu labirentten nasıl çıkacağını tek başına  bulmakta çok zorlanırsın ve kaybolmaktan korkarsın ancak yolunuzu aydınlatacak desteği alırsanız sonu güzel olacaktır.

   Otizm bir zekâ oyunu gibidir. Çünkü çözüm yoluna gitmek için birçok  seçenek sunabilir, yeni fikirler oluşturmamızı sağlayabilir. Otizmli çocuklar çok farklıdır ve her yönden merak konusudur.

 

Çocuğu izole eden bir durum olarak otizm.

 Çocuğu izole eden bir durum kategorisinde 3 farklı metafor ve 3 farklı anne vardır. Annelerin metaforu oluşturma nedenleri incelendiğinde;

  Otizm, sanki çocuğu saran sis gibidir. Aslında sesler, görüntüler o sisi  aşsa çocuğa ulaşacak gibi hissettiriyor.

  Otizm bir fanus gibidir, çünkü çocuk oraya hapsolur, sizi kalın bir canım  ardından görür, duyar ama hiçbir şeye anlam veremez çünkü aslında orada tek başınadır, otizm tek başınalıktır. Ona ulaşmak hiç kolay değildir, çocuğu ürkütmeden ince ince camı kırmak gerekir, iğneyle kuyu kazar gibi.

  Otizm akvaryum gibidir. Çünkü ben oğlumu görüyorum çok seviyorum  ancak o benim farkımda bile değil tıpkı akvaryumun içindeki bir balık gibi kendi kendine yaşıyor. (K4, 37)

 

Dışarıdan görülmeyen bir durum olarak otizm.

Otizmi dışarıdan görülmeyen bir durum olarak algılayan annelerin oluşturduğu 3 farklı metafor bulunmaktadır:

 Annelerin metaforları oluşturma sebeplerine bakıldığında;

 Otizm gizli bir bomba gibidir. Çünkü otizmli çocuklarda da dışarıdan  hiçbir şey yoktur. Ama mayına bastığın zaman patlar otizmli çocukların hassas noktalarının olduğu gibi.

  Otizm vücuda yerleştirilen bir çip gibidir. Aslında onu göremezsiniz  dışardan baktığımda çocuğum tamamen normal görünüyor ancak sinirlendiğinde ya da inadı tuttuğunda bu çip devreye giriyor ve çocuğumu tanıyamıyorum.

  Otizm kimyasal bir zehir gibidir. Çünkü dışarıya hiç fark ettirmeden içten  içe çocuğu bitirir. Zamanla daha iyi olması için uğraştıkça bir şekilde dışarıya çıkmayı başarır.  

 

Farklılık olarak otizm.

 

Otizmi farklılık kategorisi altındaki bir metafora benzeten annelerin sayısı 2'dir.

 Annelerin oluşturulan kategori altındaki benzetme nedenlerine bakıldığında;  Otizm parmak izi gibidir. Çünkü her insanın farklı parmak izleri vardır.  Otizm de tıpkı parmak izleri gibi her çocukta değişir. Genel olarak benzer özellikler gösterse de her otizmli çocuk aynı değildir.

  Otizm kırmızı elmalar arasında kalmış yeşil bir elma gibidir. Çünkü diğerlerinden farklıdır. Benim çocuğum diğer çocuklar arasında hemen seçilir çünkü mutlaka farklı bir hareket yapar. Ancak farkların normal olduğunu kabul ettiğimde çocuğum çok ilerleme kaydetti.

 

 Hayal kırıklığı olarak otizm. Hayal kırıklığı olarak otizm kategorisi altında toplam 2 metafor ve 2 anne bulunmaktadır.

Annelerin kategoriyi oluşturma nedenlerine bakıldığında;

  Otizm otoyolda bozulan bir araba gibidir. Çünkü çocuğunuz olduğunda  her şey yolunda gidiyor sanırsınız ta ki çocuğunuz otizm tanısı alana kadar. Daha sonra bu arabayı tamir ettirmeye çalışsanız da yolu bitirmeniz çok zor olur.

  Otizm patlamış bir balon gibidir. Çünkü büyük bir hevesle alırsın güzel  olacağını düşünerek şişirsin emek verirsin. Her şeyin güzel gidiyor olduğunu düşündüğün anda balon patlar. Otizm kelimesi bile bu güzel hayallerin yıkılmasına yeterli bir sebep.

Masumiyet belirtisi olarak otizm. otizmi masumiyet olarak algılayan 2 farklı metafor ve 2 farklı anne bulunmaktadır. Annelerin her bir kategoriden sonra o kategoriyi neden oluşturduklarına dair sebeplerine bakıldığında; 

Otizm beyaz renk gibidir. Çünkü tertemizdir, saftır günahsızdır.

 Allah'ın  bize emanetidir onlar.

 Otizm beyaz bir kâğıt gibidir. Çünkü Saftır otizmli çocuklar, günahsız ve  hiç kirlenmemişlerdir. Okullarda, parkta, sosyal hayatta çocuklarımız için yapılan kötü benzetmeler dışlamalar hepsi çok yanlış.

 

 Değerli bir varlık olarak otizm. Otizmi değerli bir varlık olarak algılayan 2 tane metafor bulunmaktadır. Metaforu oluşturan annenin nedenine bakıldığında;

 Otizm elmas gibidir. Çünkü bulunması çok zordur, nadir görülür ve paha  biçilemez. Öğrendikçe ve zamanla ne kadar değerli olduğunu anlıyorsunuz.

 

 Bakım gerektiren bir durum olarak otizm.

otizmi bakım gerektiren bir durum olarak algılayan annelerin sayısı 1'dir. Oluşturulan metafora bakıldığında;

 Otizm hiç büyümeyen bir çocuk gibidir. Çünkü her daim bakıma ihtiyacı vardır. Otizmli bir çocuğun öğrenmesi gereken tek şey bağımsız yaşayabilmektir. Aileden biri olmadan bakıma ihtiyaç duymadan yaşamasından başka hiçbir isteğimiz olamaz.

 

Önyargı ile yaklaşılan bir durum olarak otizm. önyargı ile yaklaşılan bir durum olarak otizm kategorisinde metafor kullanan annelerin sayısı 1'dir.

Metafor oluşturma nedenine bakıldığında;  Otizm bir etiket gibidir. Çünkü bir okula başlayacaksak çocuğumun  adından önce otizmli olmasıyla ilgilenirler, onu tanımak için uğraşmazlar, arkadaşlarıyla oynayacaksa otizmli o derler. Çocuğumun nelerden hoşlandığı veya ne yapmak istediğinden çok otizmli olmasıyla ilgileniyorlar.

 

 Aileyi yalnızlaştıran bir durum olarak otizm. aileyi yalnızlaştıran bir durum olarak otizm kategorisinde metafor kullanan annelerin sayısı 1'dır. Kullanılan metaforun nedenlerine bakıldığında;

 Otizm sosyal hayattan ayıran bir kafes gibidir. Çünkü her şeyden önce düşünmen gereken bir çocuk vardır. Çocuğunu kabullenmeyen bir yerde  bulunamazsın, kendini dışlanmış hissedersin zaten dışlanırsın da. Farklılıklara açık olmayan bir toplumda yaşıyoruz.

 

Sonuç olarak; annelerin büyük çoğunluğunun otizmi olumsuz bir durum olarak gördüğü saptanmıştır.Otizmli çocuklara sahip anne ve babaların down sendromlu ya da normal gelişim gösteren çocuklara sahip ebeveynlere oranla daha yüksek seviyede stres depresyon, kaygı, endişe ve utanç duygusu yaşamaktadır. Yapılan araştırmalar annenin stres seviyesinin artmasının çocuklarda görülen problem davranışları da arttırdığı şeklinde bir doğru orantı olduğunu göstermiştir. Aileler çocuklarının sorunundan kaynaklı en yakın çevrelerinin bile çocukları için yeteri kadar anlayışlı olmadığından bahsetmektedirler.

Akgül, Yasemin Zeynep İzci (2022) Otizm Spektrum Bozukluğu Tanısı Olan Çocukların Ebeveynlerinin ''Otizm'' Algısının Metafor Analizi Yolu ile İncelenmesi. yüksek lisans tezi, Üsküdar Üniversitesi, istanbul
Bodur, Ş. ve Soysal, Ş. (2004). Otizmin erken tanısı ve önemi. Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi, 394-398
Demir, T., Mukaddes, N. M., Eralp Demir, D. ve Bilge, S. (2000). Otistik bozukluğu olan çocukların annelerinde birinci eksende yer alan psikiyatrik bozuklukların araştırılması. Düşünen Adam, 13(2), 82-86
Kırcaali-İftar, G. (2013). Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar ve eğitimleri. E. Tekin-İftar (ed.), Otizm spektrum bozukluğuna genel bakış. Ankara: Vize Basın Yayın
Mançe Çalışır, Ö. (2018). Geniş Otizm Fenotipi Gösteren Erişkinlerde Sosyal Biliş: Bir Göz Hareketleri İzleme Çalışması. Ankara.
Servi, C. ve Baştuğ, Y. E. (2018). Otizm spektrum bozukluğunda erken dönem belirtileri: Annelerin görüşlerinin incelenmesi. 28. Ulusal Özel Eğitim Kongresi Tam Metin Bildiri Kitabı, 166-179
Amerikan Psikiyatri Birliği (2013). (http://www.autismspeaks.org/whatautism/diagnosis/dsm-5-diagnostic-criteria, 23.12.2013 tarihinde erişildi).
Greydanus DE, Toledo-Pereyra LH. Historical perspectives on autism: Its past record of discovery and its present state of solipsism, skepticism, and sorrowful suspicion. Pediatric Clinics. 2012;59(1):1-

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmadı
Üyelik Gerekli

Yorum yapanları görebilmek ve yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Psikolog