|
Yıl |
Yeni Ortaya çıkan olgu sayısı |
|
1995 2000 2003 2006 |
120 600 800 620* |
|
Yıl |
Aşı |
Cıva/doz |
Doz sayısı |
Toplam cıva |
Kümülatif cıva |
|
1980 ortaları 1980 sonları 1990 başları |
Karma (DTP) Menenjit (HiB) Sarılık (Hepatit B) |
25 µg 25 µg 12.5 µg |
4 4 3 |
100 µg 100 µg 37.5 µg |
100 µg 200 µg 237.5 µg |
Timerosal nedir?
Timerosal aşıların içinde kullanılan bir koruyucudur, onların mikropla bulaşmasını engeller. 1920li yıllarda piyasaya çıkmış 40lı yıllardan itibaren de aşılarda kullanılmaya başlamıştır. Timerosalin %49.6sı cıvadır; metabolize olduğunda etilcıva ve tiyosalisilata dönüşür. Mikropları tahrip eden esas etken etilcıvadır.
Akut cıva zehirlenmesi ölüme yol açarken kronik cıva zehirlenmesi kalp hastalığı, otizm, konuşma bozukluğu, hiperaktivite, havale gibi çok sayıda hastalığa neden olur. Kronik cıva zehirlenmesinde görülen duyusal, nörolojik, motor, davranış nörotransmitter ve biyokimyasal bozuklukların aynısı otizmde de görülmektedir.
Cıva etkisini nasıl göstermektedir?
Cıva bileşiklerinin yağda erime özellikleri fazladır. Beyin ve sinir sitemi hücrelerinin büyük bir bölümü yağdan oluştuğu için cıvadan en zarar görürler.
Cıva özellikle membran (zar) yapısındaki proteinlere bağlanarak hücra zarlarının işlevlerini bozarlar; akıcılığı kaybolan membran sertleşerek hücrenin çabuk yaşlanmasına neden olur.
Beyin hücrelerinde onlara özgü nörotübül denilen boncuk tarzında yapılar vardır. Cıva nörotübül yapımını sağlayan tubulin adlı yapıyı tahrip eder.
Cıva otizmin tek nedeni midir?
Otistik çocukların önemli bir bölümünde kan ve doku cıva düzeyleri yüksektir. Ama her otistik çocukta civa yüksek değildir. Yani cıva otizmin önemli bir nedenidir ama tek nedeni değildir. Kurşun, alüminyum gibi ağır metallerin yanında sütteki kazein, buğdaydaki glüten ya da çok sayıda başka nedenler de otizme yol açabilmektedir.
Her cıvaya maruz kalan çocukta otizm niçin görülmemektedir?
Her cıvaya maruz kalan çocukta otizmin görülmemesi genetik, bağışıklık ve beslenme faktörlerinin olumlu etkilerine bağlıdır. Yapılan çalışmalar otistik çocukların çoğunun ağır metalleri diğerlerinden daha yavaş vücut dışına çıkartabildiklerini göstermektedir.
Cıvanın toksisitesinden korunmak için cıva içeren aşılardan kaçınılması, fazla cıva biriken büyük balık ve deniz ürünlerinin tüketilmemesi, diş tedavilerinde amalgam kullanılmaması gerekir.
Aşıların içinde bulunan etil cıva toksik olmayan bir madde mi?
Balık ve deniz ürünlerinin içinde bulunan cıva, daha farklı bir molekül olup metil cıvadır. Fakat hem etil cıva hem de metil cıva aynı derecede toksiktir. Yani cıva cıvadır.
Yiyeceklerden mi aşılardan mı daha fazla cıva alıyoruz?
Bu durum diyete göre değişir. Balık ve deniz ürünlerini fazla yiyen kişiler aşılara göre daha fazla cıva alabilirler ama, burada iki önemli unsur gözden kaçmamalıdır?
1) Ağızdan alınan cıva sağlıklı gıdalar yiyen bağırsaktaki faydalı mikrop düzeni normal olan kişilerde kana geçmeden dışkı yolu ile atılabilirler. Halbuki aşılar iğne yolu ile verildiğinden cıva kesinlikle kana geçer.
2) Aşı olan bir bebek doğduğu günden itibaren cıva ile tanışmaktadır. Halbuki genellikle hayatın ilk yılında deniz ürünlerini ya yememekte ya da çok az yemektedir. Beyin gelişiminin çok hızlı olduğu hayatın ilk aylarında ağır bir metalin ya da başka bir toksinin beyin üzerindeki hasarı daha fazla olmaktadır.
Kan ve idrar seviyelerine bakmak ağır metal zehirlenmesinin derecesi hakkında tam bilgi verebilir mi?
Kan ve idrar seviyelerine bakmak ağır metal zehirlenmesinin derecesi hakkında tam bilgi vermeyebilir. Dokularda birikim olmasına rağmen kan ve idrar düzeylerinin yüksek olmaması mümkündür. Zaten bu çocuklar ağır metalleri yavaş boşalttıkları için otistik olmaktadırlar. Bu gün için en iyi yöntem DMSA gibi boşaltmayı hızlandıran bir ilaçtan sonra idrardaki ağır metallere bakılmasıdır. Nadir durumlarda bu yöntem bile doku düzeylerini tam olarak göstermemektedir.
Diyetimiz cıva ya da başka bir ağır metalin vücuda girmesini azaltabilir ve girenlerin eliminasyonunu hızlandırabilir mi?
Aşağıdaki diyet ve takviyeler cıva ve diğer ağır metallerin detoksifikasyonuna yardımcı olur.
Taş devri diyeti (un ve şekerden fakir, et, süt ürünleri,taze sebze ve meyveden zengindir)
Yararlı bağırsak mikropları (kefir, ekşiyen yoğurt, turşu vb)
Kabızlığın engellenmesi ve günde 2-3 kez dışkıya çıkılması (magnezyum, yeşil yapraklılar, kefir, yoğurt)
Sarımsak: içerdiği kükürt ile cıvayı uzaklaştırır
Selenyum
Çinko
Askorbik asit (C vitamini)
Balık yağı
Cıva ya da başka bir ağır metalin eliminasyonu ilaçlar ile hızlandırabilir mi?
Cıva, kurşun gibi ağır metaller DMSA ya da DMPS ile suda eriyen bileşikler yaparlar ve idrar yolu ile atılabilirler. Bu ilaçlar ağır metalleri etkili bir şekilde vücuttan uzaklaştırırlar. DMPSnin yan etkileri DMSAdan daha azdır.
Hangi aşıları yaptıralım?
Timerosal sadece karma aşı, hepatit (sarılık) aşısı, menenjit(HiB) aşısı ve grip aşılarında bulunabilmektedir. Bakanlığın sağlık ocaklarında yaptırdığı karma aşı, hepatit (sarılık) aşısı, menenjit(HiB) aşısı timerosal içerirken, eczanelerde satılan bu aşıların çoğu artık timerosal içermemektedir. Grip aşısı ise nerede satılırsa satılsın hala timerosal içermektedir.
Ağızdan verilen felç aşısı ve kızamık aşısı timerosal içermediği için kullanılması sakıncalı değildir.
Grip aşısı zorunlu bir aşı değildir, etkisi de kuşkuludur. O nedenle bu aşıyı kullandırmayı gerektiren özel bir hastalık yoksa grip aşısı yaptırmayın.
Rizikolu bir durum mevcut değilse, cıva aşılar içinden çıkartılıncaya kadar karma aşılara 2. değil 5-6. aylarda başlanabilir. Yine anne B hepatiti taşıyıcısı değilse Hepatit B (sarılık) aşısı da 5-6. aylara ertelenebilir. Aşıları geciktirmakteki amaç, beyin gelişimi daha fazla tamamlamış olan bebeklerin beyinlerinin toksik maddelerden daha az etkilenmeleridir. Ama bu kararı Sağlık Bakanlığının ilgili uzmanlara danışarak bir an önce alması gerekir. Her geçen gün çocuklarımızın aleyhine çalışmaktadır.
Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı timerosal içermemesine rağmen neden otizme neden olmakla suçlanıyor?
Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı timerosal içermese de otizme neden olabilir.
Bağırsaktaki faydalı mikroplar (probiyotikler) Th1 adı verilen bağışıklık hücrelerinin yolunu uyarır. Bu yolun uyarılması mantarlar ve virüslerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar.
Sezaryen doğum, anne sütünün kullanılmaması, doğal olmayan katkılı gıdaların aşırı tüketilmesi, ekşimeyen yoğutların ve kaymak bağlamayan pastörize ya da UHT teknolojisiyle üretilmiş sütlerin tüketilmesi, geleneksel fermante gıdaların (kefir, yoğurt, sirke vb) az tüketilmesi ve sık antibiyotik kullanılması bağırsaktaki faydalı mikrop düzenini büyük ölçüde alt üst eder.
Bu sırada Th2 yolu ise aşırı uyarılır; sonuçta bağırsak geçirgenliği artar, bazı maddeler bağırsaktan kana sindirilmeden geçer. Vücut tarafından düşman olarak algılanan bu maddeler bağışıklık sistemi tarafından tahrip edilir. Bu sırada sağlam dokular da bundan zarar görür. Astım, egzema, tiroidit ve çeşitli otoimmün hastalıklar oluşur. Bu yeteri kadar sindirilemeden kana geçen maddeler arasında buğdaydaki glüten ve sütteki kazein de vardır ki otistik çocukların önemlice bir bölümünde bu maddelere karşı aşırı bir duyarlılık gelişir.
Th1 yolunun yetersiz uyarılması halinde vücut mantarlar ve virüsler ile yeterli mücadele edemez. Bu nedenle Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısındaki 3 virüs ile birden baş edemez. Yine aynı nedenden dolayı otistik çocuklarda mantar enfeksiyonları ve alerjik hastalıklar sıktır.
Bu nedenle kızamık aşısı tek yapılmalıdır. Kızamıkçık ve kabakulak hastalıkları hafif geçirildiği için bu hastalıklara karşı aşılanma gerekmez.
Aşı olmayan topluluklarda otizm nadir mi?
Evet. Örneğin ABDde otizm sıklığı yakjaşık 1:150 iken, Ohio eyeletinde yaşayan ve dini nedenler ile aşı olmayan Amiş adlı etnik grupta bu oran yüz kat daha düşük olup 1:15,000dir.
Otizmden korunmanın yolları
Doğum öncesi tedbirler
Hamile kalınmadan en az 6 ay önceden itibaren anne adaylarının aşağıdaki tedbirleri alması gerekir (Bu tedbirler birçok doğumsal anormalliği, prematüriteyi, düşük doğum tartısını ve birçok hastalığı da önleyecektir.
· Varsa dişlerindeki civa içeren amalgam dolgu maddesinin çıkartılması.
· Cıva ve diğer ağır metaller içeren balık ve deniz ürünlerinin yenmemesi (hamsi ve sardalye gibi küçük balıklar daha az ağır metal içerir).
· Gebelik sırasında timerosal (cıva) içeren aşıların (grip, menenjit, tetanoz) aşılarının yaptırılmaması. İhtiyaç halinde menenjit (Hib) ve tetanoz aşılarının timerosalsiz olanlarının yaptırılması (Grip aşılarının hepsi timerosal içerir. Hamilelere grip aşılarının yaptırılması gerekmez. Çünkü grip sağlıklı beslenen bir gebeyi genellikle fazla etkilemez. Kaldı ki grip aşılarının koruyuculukları da oldukça kuşkuludur).
· Taş devri diyetinin yapılması (www.beslenmebulteni.com).
· Unlu ve şekerli gıdalardan kaçınılması
· Bol taze sebze ve meyve yenilmesi
· Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren light hafif yiyecek ve içecek tüketilmemesi
· Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yenmemesi
· Yeterli balık yağı (omega-3) alınması (1-3 gram/gün).
· Ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi omega-6 ve trans yağ asitlerinden zengin yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağların (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yenilmesi.
· Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenilmesi.
· Ekşimeyen yoğurtların, kaymak bağlamayan sütlerin tüketilmemesi.
· Pastörize ve homojenize sütlerden mümkün olduğunca kaçınılması. UHT teknolojisi uygulanılmış olan kutu sütlerinin tüketilmemesi.
· Özgür dolaşan hayvanların etinini ve yumurtasının yenilmesi
· Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durulması.
· D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenilmesi ya da D vitamini takviyesi alınılması (günde 2000 ünite kullanılması güvenlidir).
· Kesinlikkle flor tablet takviyesinin yapılmaması, florlu diş macunu kullanılmaması, kullanılacaksa yutulmaması.
Doğum sonrası bebekte alınacak ek tedbirler
· Zaten zorunlu olan fenilketonüri taramasının yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesi (fenilketonüri de otizme yol açan bir hastalıktır, yenidoğan bebeklein topuğundan bir damla kan alarak yapılır).
· İlk altı ayı tek başına olmak üzere anne sütünün bir yıl ya da daha iyisi iki yıl boyunca alınması
· Çocuklarda yutmayacaklarından emin oluncaya kadar florlu diş macunu ve ayrıca flor tableti verilmemesi (sodyum florür toksiktir). Diş çürüklerinin en önemli nedeninin unlu ve şekerli gıdalar olduğu unutulmamalı.
· Cıva içeren aşıların yaptırılmaması.
· Sağlık Bakanlığının belirttiği zorunlu aşılar dışındaki aşıların yaptırılmaması.
· Günde 1 gram kadar balık yağı tüketilmesi.
· Ek gıdaların doğal olmasına dikkat edilmesi ve un ve şeker içeren gıdaların mümkün olduğunca verilmemesi (bebekte de Taş devri diyetini uygulayın)
· Bebeğin güneşlendirilmesi ya da D vitamini takviyesi verilmesi (günde 1000 ünite -10 damla D vit 3- kullanılması güvenlidir).
Otistik çocuğun beslenmesi
Bu konuda geniş bilgi için otizm ve beslenme başlıklı yazımıza bakınız. (http://www.beslenmebulteni.com/beslenme/index.php).
Prof. Dr. Ahmet Aydın (www.beslenmebulteni.com)
Kaynaklar
Makaleyi Gönderen Cem Kınacı'ya ayrıyeten teşekkürler.
Yorum yapanları görebilmek ve yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Ayrica calismanin teknik ozelliklerine bakarsak ciddi bir sorun var. Calisma Kalifornia eyaletinde yapilmis. Bu eyalet ulkede otizm oraninin en yuksek oldugu eyalet denebilir cunku UCLA in cok unlu bir ekibi var ve yillardir insanlar sadece orada haftada bir gorunmek ve diger imkanlardan yararlanabilmek icin oraya tasiniyorlar. Merkeze 4-5 saat mesafede olsa da yakin olduklarini dusunuyorlar.
Ama diger univeritelerin mesala University of North Carolina ve mesela Princeton'daki ekibinde calismlari gittikce onemli hale geliyor. Ayrica Kalifornia'nin yontemi artik eskisi kadar favori degil. Ayrica eyalet cok pahali; yani bu sebeble tasinma doyma noktasina yaklasti. Yani disarida gelmenin azalip azalmadigi tespi edilmeden bu calisma yapilmaz. Oyle de bir bilgi yok burada.
Saygilarimla.