Yıllar evvel öğretmenimin, “Sus! Öğretmen her şeyi bilir” demesi gözümün önünden gitmiyor. Nasıl diyordum, bilmediğimiz özel güçlerimi var.
Küçük çocukların hayal dünyası geniş olduğu gibi somut düzeyde düşünürler. Bundan dolayı da zihinlerinde farklı dünyalar oluşturabilirler. Ondan değil midir? Uçan, düşen, savaşan, sihirleri olan hikâyeleri sevmeleri.
Hadi okuldayken görüyor da evde nasıl görecek? Tabi o zamanlar teknoloji bu kadar ilerlememişti. Nerede kamera sistemleri…
Nasıl? Sorusuna yanıt şöyle geliyordu: “Kuşlarım var benim.”
İnsan ister istemez düşünüyor. Bu uçan kuş öğretmenimin mi? “Aaa! Anne penceremdeki kuş bana bakıyor, beni izliyor, öğretmenime söyleyecek.”
Anne: “Kuşlar konuşmaz, düşünemez.” (İsmi geçen kuş: Güvercin)
Anlam kargaşası oluşuyor, bir yanda canından çok sevdiğin annen, bir yanda değerli öğretmenin.
Sonra zaman geçiyor, öğreniyoruz ki “Anne Kuş” :)
Aklımız da o zaman anneler olarak; “Öğretmenle paylaşmayalım” düşüncesi belirebilir. Bu da doğru değildir. Tabi ki önemli olan bilgileri paylaşmalıyız. Burada biz eğitimcilere iş düşüyor. Çocuklarda anlam kargaşası oluşturacak kelimeler kullanmamalıyız…
Çocuğu, sınıfın ortasında; “Sen ne yaptın?” “… İsimli arkadaşınız bunu yapmış” diyerek rencide etmeyelim. Sayısız çözüm yolu getirilebilir. Örneğin küçük yaş grubu için; küçük bir hikâye ile (böyle bir durum için, sınıf listesinde yer almayan bir ismin kullanılmasının daha uygun olduğunu düşünüyorum ) ne yapması gerekiyor? Siz olsanız ne yapardınız? Çocukların düşünmesi sağlanabilir. Çocuğa doğrudan değil dolaylı olarak aktarmış oluruz. Çocuğu burada rencide etmiyoruz, hazır çözüm yolu da sunmuyoruz. Kendisinin doğru olanı bulması ve karar vermesi için destekliyoruz. Bir de aradan zaman geçmesi daha uygundur. Olayın akabinde müdahale çoğu olayda işe yarasada, burada düşünmeye değil kendini yargılamaya çocuğu götürür. Kendini içine kapatır. Hatta sırasından aşağı doğru kaydığını da gözlemleyebilirsiniz. Çocuk suçluluk hissine kapılabilir. Sanki başka birinin sorunu da ona yardım ediyormuşuz, izleminin yaratılmasının daha uygun olduğunu düşünüyorum.
Bir öğretmenin çocuklarda anlam kargaşası yarattığına tanık olmuştum. Sizinle paylaşmak istiyorum.
Öğretmen: “Bunların eli daha kırılmamış.” Diye hitap etti. “Anlayamadım, nasıl kırılmamış?” “Kırılmamış, Kırmalı mıyız? :) “Sonra düşündüm ki? Kalem tutma yetisinden bahsediyor. Bunu duyan bir çocuk öğretmenine seslendi: Öğretmenim benim elim geçen yaz kırıldı.
Düşünün Artık…
N:Ö.