İFADE EDİCİ DİL GELİŞİMİ

07-09-2005
 
Yazar
Abdullah Demir
Özel Eğitim Uzmanı
Fotoğraflar
Kayıt Yok
Videolar
Kayıt Yok
Dosyalar
Kayıt Yok

İFADE EDİCİ DİL GELİŞİMİ

Çocuklarda ilk dilin kazanılması ve dil gelişimi ile ilgili konular, dilbili­min yoğun bir çalışma alanı haline gelmiştir. Dilin karmaşık yapısını öğren­mek için, dilbilimde en çok kullanılan yöntemlerden biri, çocukun dili kazanma sürecindeki aşamalar, izlemektir.

Çocuklarda dil gelişimi ile ilgili çalışmaların çoğu dizim bilgisi (sözdizimi syntax) ve anlambilim (semantics) yönünden yapılmaktadır. Dizim bilgi­si, cümlenin yapısını inceleyen bir dilbilim dalıdır. Sözcüklerin cümle içinde sıralanmaları, dillerin cümle yapılarının belirlenmesi, özne-tümleç ve yükle­min bir dildeki sıralanışı ve adların sıfatlarla bir araya geliş biçimleri konula­rıyla ilgilidir. Anlambilim, dili anlam yönünden ele alan, dilin düşünce ya­nıyla, sesle düşünce arasındaki ilişkilerle ilgili bir dilbilim dalıdır.

Çocukların dili anlamlı kullanıp kullanmadıklarını ölçmek amacıyla bazı testler geliştirilmiştir. Bu testler genellikle sözcük dağarcığı ve söz dizimine önem vermekte, ayrıca uygun bir standarda göre çocuğun dili kullanımını ölçebilmektedir. Ancak çocuğun dil gelişiminin değerlendirilmesinde kulla­nılacak testlerin genel gelişim testleri ile birlikte uygulanması değerlendir­me açısından daha sağlıklı olacaktır.

Her ne kadar yapılandırılmış testler, çocukların dili kullanımlarını değerlendirmede etkili olsa da, testlerin sınırlı olduğu düşüncesiyle daha uzun süreli gözlem ve değerlendirmelere gereksinim olduğu düşünülmektedir. Çocuğun çevresinde yapılan gözlemler, ailesinden ve okulundan alınan bil­giler, çocuğun kendisini ifade edebilme ve çevresiyle iletişim kurabilme be­cerisiyle ilgili bilgi vermede önem kazanmaktadır.

Çocuğun dil gelişimi izlendiğinde, dili anlama ve konuşmada belli aşa­malar geçirdiği görülür. Yeni doğan döneminde (0-6 hafta) bebek refleksif sesler çıkartır. Bunlar, farklılaşmamış sesler olarak adlandırılmakta, amaç­sız, anlamsız ve rastlantısal olarak çıkarılmaktadır. Bir süre sonra bu sesler farklılaşarak, uyarıcıyla ilişkili olarak, genellikle açlık ve rahatsızlık ağlama­ları şeklinde değişikliğe uğrarlar. Gığıldama dönemi olarak belirlenen 6 hafta ile 3 ay arasında bebek ses oyunları ile ses üretiminden zevk aldığını belli eder. A-u-o gibi ünlülerin uzatılması ile s-k-g gibi yumuşak damak ve gırtlak seslerinin çıkarılması bu dönemin en belirgin özelliği sayılmaktadır. Bebek artık annesinin sesine de gülümsemektedir. Mırıldanma (Babbling dönemi) 3-6 aylar arası olup, bebek b-m-p gibi dudak seslerini çıkarmaya başlamıştır. Bebeğin ses mekanizması üzerindeki kontrolünün arttığı ve kendi çıkardığı sesleri taklit ettiği görülür. 6-9 aylar arasındaki mırıldanma­nın tekrarı (Lalling) döneminde, bebeğin çıkardığı sesler hece tekrarına doğru değişmektedir ve ba-ba, ma-ma gibi ünlü-ünsüz türü birleşimler en sık rastlanan yapılardır. Bebek ses oyunlarında ritm kullanmaktadır. Ses-sözcükler döneminde (9-12 ay), tekrarlama ve çeşitlenmiş mırıldanma gö­rülür. Bu dönemde çıkarılan sesler, ana dile ait seslerdir. "Jargon" denilen, anlaşılmayan fakat entonasyonu nedeniyle düz cümle ya da soruya benze­yen yapılar ve çocuk için sözcük veya cümle yerini tutan yapılar, bu döne­min en belirgin özelliğidir. 12-18 aylar arasında çocuklar, ilk sözcüklerini söylerler ve bu ifadeler bulundukları durumla birlikte yorumlanmalıdır. I8-24 aylar arasında çocuklar tek sözcükleri ard arda getirerek iki ve üç sözcüklü birleşimler oluştururlar. Çocuğun bu dönemde 100-200 arasında sözcüğü vardır. Çocuğun söylediği sözcüklerin çeşidi incelendiğinde çoğun­luğu isim olmak üzere birkaç fiil, sıfat ve zamirleri de kullandığı görülür. 2-3 yaş arası, dilbilgisi yeteneğinin ve sözcük dağarcığının en hızlı geliştiği dönemdir. 3-4 yaşlar arasında çocukların bir çoğu kendi ana dillerinin temel yapılarını öğrenirler. Söz dizimi yapısı yetişkininkine benzer. Sözcük dağarcığı 900 civarındadır. Geçmiş, şimdiki ve geniş zaman kullanımı gö­rülür. Çocuklar genellikle, 4-5 yaşlarında kendi dillerinin dilbilgisi yapısını tamamiyle öğrenmiş olurlar.

 

Karşılıklı Konuşmanın Gelişimi

Normal dil gelişimine sahip olan bir çocuk, konuşmaya nasıl başlaya­cağını, nasıl devam ettireceğini, söyleyeceklerini dinleyicilere ve farklı du­rumlara göre nasıl uygun hale getirebileceğine ilişkin kuralları zaman içinde öğrenecektir. Çocuklar konuşmaya ait her bir kuralı farklı yaş dönemlerin­de kazanmakta ve bir sonraki yaşta yeni beceriyi öğrenirken eskisini geliş­tirmektedirler. Örneğin; 2-2,5 yaş öncesindeki çocuklar, karşılarındaki kişi­nin kendilerini dinlemesini beklemeden konuşmaya başlar ve bunu sürdürürler. 2,5-3 yaşlarında ise, söyleyeceklerini tüm çevresindekilerle değil, konuşmaya başlamadan önce konuşacağı kişiye yönelerek onun adını söyleyip daha sonra anlatacaklarını paylaşma eğilimindedir. Ancak bunu yaparken de kendisini dinleyecek olan kişinin dikkatini toplamasına fırsat vermemektedir.

Konuşmayı devam ettirmede en önemli kurallardan birisi çocuğun anlatacaklarını belli bir sıra izleyerek ifade etmesidir. Konuşmanın diğer temel kuralı ise "Ortak bir konu" nun olmasıdır. 2 yaşında bir çocuk kısa süreli bellek ve kısa süreli dikkate sahip olduğundan konuşma konularını sıklıkla değiştirme eğilimindedir. 2-3 yaş arasında, belli bir konu üzerinde konuş­ma becerisi gelişmesine rağmen çocuk nadiren belli bir konuda birbirini iz­leyen iki cevap verebilmektedir. Çocuğun cevabı genellikle önceden söyle­nen yetişkinin cevabıyla ilgilidir ve bazı durumlarda bunu tekrar etmesi yeterli olacakken bu cevap ek bir bilgiyi de içermektedir.

3 yaş döneminde, çocuğun cevapları yetişkinin önceden söylediği içe­rik ve söz diziminin benzeridir. Bu da çocuğun konuşmasının akıcı olmasını sağlar ve yanlış anlama olasılığını azaltır. Bunun yanısıra, 3 yaşındaki bir çocuğun ifadesinin yeterli olduğu düşünülmesine rağmen, konuşma örnekleriyle ilgili yapılan bazı çalışmalar, 3 yaş çocuğu­nun, dinleyicinin dikkatini toplamakta başarısız olduğunu ve cevap verilme­sini gerektirmeyen tek yönlü konuşmalara yöneldiklerini göstermiştir. Aynı çalışmalarda, 4-5 yaş düzeyindeki çocukların kendilerini dinleyenlerle daha çok etkileşime girdikleri ve konuşulan konuya katılımlarının daha fazla ol­duğu gözlenmiştir.

 

İfade Edici Dil Gelişiminde Grup Ve Bireysel Eğitimin Önemi

İfade etme ile ilgili etkinlikler genel olarak küçük gruplarda daha iyi yürütülmektedir. Grup çalışmasının yararları şunlardır:

1.          Çocuğun yaşıtları ile etkileşim ve iletişim kurmasına fırsat verir.

2.          Büyük gruplar, oynanan oyunlar yapılan etkinlikler ve tartışma ortamları için elverişlidir.

3.          Gruplar; rica etmek, yönerge vermek, önermek, soru sormak, soru­lara cevap vermek gibi durumlara daha fazla olanak sağlar.

4.          Dili iyi kullanan çocuklar diğerleri için uygun bir model olabilirler; çocuklar genellikle kendilerininkine yakın dil özellikleri olan daha büyük yaş çocuklarını model almayı tercih ederler.

Bireysel çalışmanın gerekli olduğu durumlar ise aşağıda belirtilmekte­dir:

1.          İçe kapanık, pasif ve dikkati dağınık çocuklar için bireysel çalışma daha uygundur.

2.          Çocukların bazı kavramları anlamaları ve öğrenmeleri bireysel çalış­ma ortamında daha kolaydır.

3.          Grup çalışması için iyi bir temel oluşturur.

Dil öğretimi, çocuğun ilgilendiği etkinliklerin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Örneğin; çocuk jimnastik saatlerini seviyorsa "Koş", "Zıpla", "Yürü", "Atla" gibi sözcükler bu etkinlik şırasında pekiştirilebilir. Bununla birlikte, yapılacak etkinliğin ilgi çekici şekilde çocuğa sunulması da dil becerilerinin öğretilmesini kolaylaştırıcı olacaktır. Dil, kısa sürede kaza­nılan ve gelişen bir beceri olmadığından çocuğun gün boyunca kullanacağı bir araç gibi düşünülmeli ve çocuk her söylediği sözcük için desteklenmeli­dir. Ayrıca çocuk sürekli olarak konuşması için yönlendirilmelidir. Çocuk konuşmadan gereksinimleri tahmin edilip giderildiği sürece konuşma ge­reksinimini hissetmeyecektir. Örneğin; oyuncağını uzanamayacağı bir yerde gördüğünde onu istemek için konuşma ihtiyacı duyacaktır.

     

Eğitim İçin Temel Kurallar

1.          Kullanılan materyaller çocuğun ilgisini çekmeli ve uygun gelişim dü­zeyinde olmalıdır.

2.          Kullanılan sözcükler çocuğun anlama düzeyinde olmalıdır.

3.          Yetişkin yada eğitimci, çocuk için iyi bir model olmalıdır.

4.          Çocuğun yetişkine dikkatini vermesi önemlidir. Eğer çocuk, seçilen materyallere ilgi göstermiyorsa etkinlik çocuğun ilgilendiği konuya yönelik olarak hazırlanmalıdır. Bu, çocuk kuralları koyar demek değildir. Ancak çocuk yapılacak etkinliğe ne kadar istekli olursa o kadar çabuk öğrenir.

5.          Etkinliklerin çoğu farklı amaçlar için de kullanılmalıdır. Örneğin: kum ve su gibi görme-dokunma ve işitme ile ilgili organları uyaran araştır­ma niteliğindeki oyunlar ve hayali oyunlar anlama ve ifade etmeyi geliştir­mek için kullanılabilir.

6.          Materyalleri amacına uygun kullanmadan önce çocuğa onları tanı­ması için fırsat verilmelidir.

7.          Çocuk bir etkinlikle uzun süre ilgileniyorsa, etkinlik değiştirilmemelidir. Çünkü bu, çocuğun halen o etkinlikten bir şeyler öğrendiğini göster­mektedir. Çocuğun hareketlen monotonlaşmaya başladığında mutlaka yeni bir materyal verilmelidir.

8.          Çocuğun ilgisini çekmeyen bir etkinlikte ısrar edilmemelidir.

9.          Çocuğun öğrendiklerini pekiştirebilmesi için gerekli olan tekrarla­maları yaptığından emin olunmalıdır.

10.      Çocuğa hatalarını düzeltmesi için zaman verilmelidir. Bu, çocuğun kendisine olan güvenini geliştirecektir.

11.      Genelleme yapabilme, çocuklar için önemli bir beceridir. Çocuk yeni öğrendiği becerileri mümkün olduğunca farklı durumlarda pek çok kez ve eğitimciden farklı kişilerle de tekrarlanmalıdır.

12.      Çocuğun ne söylediğiyle ilgilenilmeli ve söylediklerini nasıl ilettiğine dikkat edilmelidir.

13.      Çocuk çevresindekilere iletişim kurmak istediğinde çevresindeki ki­şilerin de ona cevap vermeleri sağlanmalıdır.

14.      Çocuk ile konuşurken ona sürekli soru soran ve onu sürekli izleyen bir yetişkin modeli olunmamalıdır. Çünkü böyle bir davranış, çocuğu ko­nuşmaktan uzaklaştıracak ve ona zayıf bir iletişim modeli sağlayacaktır.

 

DEMİR, ABDULLAH, 2005

KAYNAKÇA:

Akçemete Gönül, İşitme Güçlüğü Olan Çocuğuma Nasıl Yardımcı Olabilirim, Aydoğdu Oftset, Ankara, 1999

Baykoç, Dönmez. N. "Dil Gelişimi ve Dil Gelişimini Değerlendirmede Kullanılan Testler". Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Dergisi, No:1, 1986.

Baykoç, Dönmez, N., Arı, M. "12-30 Aylık Türk Çocuklarında Dilin Kazanılması". Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Dergisi, No:2, 1987.

Bloom, L, Lahey, M. Language Development and Language Disorders. John Wiley and Sons, USA 1978.

Lawrence, B.M. "Conversation and Cooperation: Child Linguistic Maturity, Parental Speech and Helping Behavior of Young Children". Child Development, Vol:55, 1926-1935, 1984.

 

Toplam 1 yorum yapıldı, ortalama beğeni << Bir önceki sayfa  |  Bir sonraki sayfa >>
........ 01-11-2007
tşk
[ Yorumu yapanı görmek için üye girişi yapınız ]
Yorumu değerlendirin
Kötü(1) Normal İyi
%100%0%0
 
Toplam 1 yorum yapıldı, ortalama beğeni << Bir önceki sayfa  |  Bir sonraki sayfa >>

Yorum yaz

Sadece üyelerimiz yorum yazabilir ve yorumları değerlendirebilirler
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir