ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİ EĞİTİMİ

19-08-2005
 
Yazar
Abdullah Demir
Özel Eğitim Uzmanı
Fotoğraflar
Kayıt Yok
Videolar
Kayıt Yok
Dosyalar
Kayıt Yok

ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİ EĞİTİMİ

Temel Kavramlar ve Önem

Erken eğitim, 0-6 yaş (0-72 ay) çocukların ev ve kurum ortamlarında bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden gelişmelerini desteklemek amacıyla yapılan eğitime denir. Erken eğitim, 0-3 (0-36 ay) takvim yaşına sahip çocuklar için erken çocukluk eğitimi dönemi; 3-6 (37-72 ay) takvim yaşına sahip çocuklar için ise okulöncesi eğitimi dönemi olarak iki aşamaya ayrılmaktadır.

Bu dönemlerde çocukların gelişimleri çok hızlıdır ve çocuklar bir çok beceriyi öğrenmeye hazırdırlar. Çocuklar bu dönemde anne-babalarından, erken eğitim kurumlarından, arkadaşlarından ve çevrelerinden birçok beceri öğrenerek eğitimin daha sonraki basamakları için gerekli alt yapıyı oluştururlar. Karşılaştırmalı araştırmalar, erken eğitim alan çocukların çoğunun, okula başladıklarında, erken eğitim almayan benzer özellikteki çocuklara kıyasla pek çok beceriyi daha iyi edinmiş olduklarını göstermektedir.

Erken Genel Eğitim Programları, Amaçları ve Özellikleri

Ülkemizde genel erken eğitim hizmetleri genel olarak resmi ve özel kurumlarda yürütülmektedir. Bu kurumlarda, kurumların özelliklerine göre değişik programlar uygulanmaktadır. Tarihsel süreç içinde zaman zaman Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanmış program örneklerine rastlanmıştır. Ancak bu programların daha çok 3-6 yaş grubu için hazırlandığı, 0-3 yaş grubu için uygun olmadığı söylenebilir.

Erken eğitim programları 0-72 aylık çocukların ev ve kurum ortamlarında bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönden gelişmelerini desteklemeyi amaçlamaktadır. Programlar, her çocuğun farklı bir gelişim gösterebileceği ve her eğitim ortamının farklı olabileceği varsayımından hareketle, farklı uygulama ve etkinliklere olanak verecek bir esnekliğe sahip bulunmaktadır. Programlar üç farklı yaş grubu temel alınarak hazırlanmıştır. Bu yaş grupları şöyle sıralanabilir:

• 0-36 ay (0-3 yaş) Kreş programı Erken Çocukluk Dönemi Eğitimi

• 37-60 ay (4-5 yaş) Anaokulu programı Okulöncesi Dönem Eğitimi -I

• 61-72 ay (6 yaş) Anasınıfı programı Okulöncesi Dönem Eğitimi -II

Kreş Programı: Program, 0-3 yaş çocuklarının bilişsel, dil, sosyal, duygusal, özbakım ve fiziksel gelişim alanlarına ait özellikleri dikkate alınarak 0-12 ay, 13-24 ay ve 25-36 ay şeklinde üç ayrı gelişim evresine bölünmüştür. 0-3 yaş arasındaki çocuklar için hazırlanan bu programın amacı, bu yaş grubundaki çocukların sağlıklı bakım, beslenme, bedensel ve ruhsal gelişimine katkıda bulunmaktadır. Programın bakım ağırlıklı olduğu kadar çocukların gelişimini de desteklediği söylenebilir. Program, 0-3 yaş arasındaki çocukların gelişim özellikleri dikkate alınarak düzenlenmiştir. Programın içeriği, bu yaş grubundaki çocukların sağlıklı bakım, beslenme ve çeşitli gelişim alanlarıyla ile ilgili eğitimini kapsamaktadır. Programda bu yaş grubunun gelişim özellikleri çizelge halinde verilmiş; amaç ve davranışsal amaçlarla, bu amaçları gerçekleştirecek etkinlikler gösterilmiştir. Ayrıca, kreş programında çocuğun gelişimini desteklemek bakımından, çocukla ilgilenecek bir yetişkinin hangi konulara dikkat etmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Anaokulu Programı: Program, 37-60 aylık çocukların bedensel, bilişsel, sosyal ve duygusal alanlardaki gelişimini desteklemek, hızlandırmak ve anasınıfı programına temel oluşturmak üzere düzenlenmiştir. Bu programın amacı, 37-60 aylık çocukların gelişim özelliklerine dayalı olarak saptanmış olan amaçların bu yaş grubundaki çocuklara kazandırılmasıdır. Anaokulu programında konuların öğretimi yerine, konular aracılığıyla çocukların belirlenen amaçlara ulaşmaları amaçlanmaktadır. Programda yer alan konular öğretmene rehberlik edecek özellik taşımaktadır.

Anasınıfı Programı: Bu program, 61-72 aylık çocukların tüm gelişimlerine yardım etmek, hızlandırmak ve ilköğretim programlarına temel oluşturmak üzere hazırlanmış bir programdır. Program, bir çerçeve program niteliğinde olup öğretmene rehberlik edici bir özellik taşımaktadır. Programda yer alan amaçlar, 61-72 aylık çocukların gelişim özellikleri dikkate alınarak saptanmıştır. Ayrıca, programda amaçları kazandıracak konulara da yer verilmiştir. Anaokulu programında olduğu gibi, bu programda da konular, belirlenen amaçları kazandırmaya yarayacak bir araç olarak ele alınmıştır.

Gelişim Yetersizlikleri olan Çocuklarda Erken Eğitimin Önemi

Yaşamın ilk yıllarındaki öğrenme yaşantıları, normal çocuklar için önemli olduğu kadar gelişim yetersizlikleri gösteren çocuklar için de önemlidir. Gelişim yetersizlikleri gösteren çocukların tüm gizilgüçlerine ulaşmaları için eğitimlerinin olabildiğince erken başlaması gerektiği, 20. yüzyılın son çeyreğine kadar dünyada ve Türkiye’de pek bilinmiyordu. Gelişim yetersizlikleri gösteren çocukların çoğu, okula başlayıncaya değin konunun uzmanlarınca sağlanan sistematik bir eğitim almıyorlardı. Erken eğitimin gelişim yetersizlikleri gösteren çocuklarda ne kadar etkili olacağının farkında olunmaması nedeniyle çoğu aileye, çocuklarının bakımını sağlamaları ve eğitimleriyle ilgili düşüncelerini tuvalet eğitimi ve beslenme becerileriyle sınırlamaları öneriliyordu. Oysa sistematik bir öğretimle, gelişim yetersizlikleri gösteren çocuklar da normal çocukların öğrendiği becerilerin önemli bir bölümünü öğrenebilmektedirler.

Yaşamlarının ilk yıllarını çoğunlukla ev ortamında geçiren gelişim yetersizlikleri gösteren çocukların öğrenmeleri, ailelerinin kendilerine sunduğu öğretici yaşantıların sonucunda olmaktadır. Çocuklarında gelişim yetersizlikleri olduğunda aileler tüm aile bireylerini günlük yaşama katabilmek için pek çok normal etkinlikte uyarlama yapmak zorunda kalabilmektedirler. Böyle zamanlarda anne-babalar ve kardeşler çocukları için adeta birer öğretmen olmaktadırlar.

Gelişim Yetersizlikleri Olan Çocukların Erken Eğitimleriyle İlgili Yasal Düzenlemeler

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) gelişim yetersizlikleri olan çocukların erken eğitimiyle ilgili yasal düzenleme girişimleri 1965 yılında başlamış; 1968 yılında ise bu düzenlemeler yasallaşmıştır. Yasallaşan bu düzenlemeler, erken çocukluk dönemindeki gelişim yetersizlikleri olan çocuklar için eğitim programları geliştirme, değerlendirme ve programları uygulamayla ilgili hükümler içermiştir. Bu yasa halen yürürlüktedir.

ABD’de 1990 yılında çıkan 101-476 sayılı yasanın H bölümünde erken özel eğitim programlarından tamamen devletin sorumlu olduğu, aileyi bu hizmetlerden haberdar etmenin ve eğitim hizmetleri sağlamanın da devletin bir görevi olduğu belirtilerek, bu konudaki yasal düzenlemeler çok geniş kapsamlı bir hale getirilmiştir. Bu yasa, gelişim yetersizlikleri olan ya da gelişim yetersizliği riski taşıyan bebeklerin erken tanılanmasını kolaylaştırmış ve bununla ilgili çalışmaları genişletmiştir. Sıfır-üç yaş arasındaki çocuklara, ailelerine ve eğitimleriyle uğraşan kişilere verilen hizmetlerin planlanmasına, bireyselleştirilmiş aile hizmeti planı (BAHP) denilmiştir. BAHP, çocuğun pek çok açıdan değerlendirilmesi ile ve ailenin gereksinimlerinin, önceliklerinin ve olanaklarının belirlenmesi ile düzenlenmektedir. Aile, aileye yardımcı olacak uzmanlar ve çocuğun bakımıyla uğraşan kişiler bu hizmet planında bir ekip olarak yer almaktadır. Ayrıca, 101-476 sayılı yasa, gelişim yetersizliği riski altındaki bebeklerin tıbbi bakım sağlayan kurumlardan özel ya da normal okulöncesi eğitim kurumlarına geçişini kolaylaştırmıştır. Bunlara ek olarak yeni yasa, destek hizmet ve cihaz kullanımını, erken çocukluk dönemi ve okulöncesi eğitim gereksinimlerinin belirlenmesini ve karşılanmasını desteklemiştir.

Birçok Avrupa ülkesinde de gelişim yetersizlikleri olan çocuklara yönelik erken eğitim hizmetlerinin Türkiye’den çok önce, 1960’lı yıllarda başladığı görülmektedir. İsveç’te 1952 yılında hemşirelerin gelişim yetersizlikleri olan çocukların ailelerini ziyaretleriyle başlayan erken eğitim hizmetleri, bugün alanında uzman kişilerin uygulamada yer almasıyla devam etmektedir. Finlandiya’da ise ilk olarak 1965’de anne-çocuk kursları adıyla erken çocukluk dönemi eğitiminin başladığını görmekteyiz. Finlandiya’da bugün gerekli parasal destek kısmen büyük hastanelerden, kısmen de gönüllü kuruluşlardan sağlanmaktadır. Norveç’te ise devlet aileyi merkezde eğitmek yerine aileyi evinde ziyaret ederek erken özel eğitim hizmeti vermektedir. İngiltere’de ise yine 1960’larda başlayan erken eğitim hizmetleri, bugün İngiltere’nin her bölgesinde bulunan uzman kişilerce yürütülmektedir. Özellikle iki yaş ve altındaki çocuklar için anne-babanın isteğiyle gelişim yetersizlikleri gösteren ya da risk altında olan çocukların değerlendirmeleri ev ortamlarında yapılmakta ve özel eğitim gereksinimleri belirlenmektedir. Beş yaş ve altındaki gelişim yetersizlikleri olan çocuklara yönelik tarama çalışmaları ise, erken eğitim hizmetlerinden yararlanmakta oldukları kurumlarda yapılmaktadır. Bu taramalarda, gelişim yetersizlikleri olan ya da bu riski taşıyan çocukların özel eğitim gereksinimleri belirlenmektedir. Daha sonra ise, kendi doğal ortamlarında çocuklarının gelişimini desteklemeleri için ailelere danışmanlık hizmetleri sağlanmaktadır. Ancak, aile isterse, kuruma ya da eve ve kuruma dayalı bir programı tercih edebilmektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarından 1980’li yıllara kadar Türkiye’de gelişim yetersizlikleri olan çocukların erken eğitimlerine olanak veren herhangi bir yasal düzenlemeye gidilmemiştir. İlk olarak 1987 yılında gelişim yetersizlikleri olan çocukların erken eğitimlerine yönelik bazı yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu yasal düzenlemeler şu şekilde sıralanabilir:   (a) Gelişim yetersizlikleri olan çocukların okulöncesi eğitimlerinin Milli Eğitim Bakanlığı’nca planlanıp ilgili kuruluşlarca yürütülmesi, (b) Dört-beş yaşın altındaki gelişim yetersizlikleri olan çocukların ailelerine illerde bulunan Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin gerekli yardım ve rehberliği yapması ve “ailede okulöncesi eğitim” sisteminin gerçekleştirilmesi, (c) Özel eğitim ana okullarında ve ana sınıflarında, normal çocuklara yönelik program ile çocukların özür ve özellikleri dikkate alınarak Bakanlıkça hazırlanacak ek programın birlikte uygulanması.

Türkiye’de 1990’lı yıllara gelindiğinde ise, büyük ölçüde sivil toplum örgütlerinin girişimiyle, gelişim yetersizlikleri olan ya da bu riski taşıyan çocukların erken çocukluk döneminde eğitimlerine imkan veren erken eğitime yönelik Portage ve Küçük Adımlar gibi programlar, gelişim yetersizlikleri olan çocukların erken eğitim alabilmelerini sağlamıştır. Bu programlar, erken eğitimin anne-babalar aracılığıyla sağlanmasını amaçlamıştır.

1997 yılında çıkan 573 sayılı kanun hükmünde kararname ise, okulöncesi eğitimi zorunlu eğitimin bir parçası haline getirmiştir. Ayrıca, anne-babalara çocukları için alınacak eğitim kararlarına katılma hakkı ve sorumluluğu verilmiş; bunun yanında, anne-babaların bireyselleştirilmiş eğitim planlarının (BEP) hazırlanması ve sonuçlarının değerlendirilmesine ilişkin bilgilendirilmesi de yasal hale getirilmiştir. BEP’in, okul-aile işbirliği ile, çocuğun gereksinimleri doğrultusunda hazırlanması öngörülmüştür.

18 Ocak 2000 tarihli ve mükerrer 23937 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde erken özel eğitim hizmetleriyle ilgili düzenlemeler şu şekildedir:

1. Özel eğitim gereksinimleri belirlenmiş, 0-36 ay arasındaki çocuklar için, özel eğitim hizmetleri, öncelikle ailenin bilgilendirilmesi ve desteklenmesi temeline dayalı olarak, üniversitelerle işbirliği ile eğitsel tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi ve gezici özel eğitim öğretmeni tarafından evlerde ve kurumlarda sürdürülür. Planlanan bu eğitim doğrultusunda çocuk, aile ve eğitimci aşağıdaki hususlar çerçevesinde birlikte çalışır.

a. Çocuğun özel eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi tarafından mümkün olduğunca ev gözlemleri ve gelişim ölçekleri kullanılarak yapılır.

b. Eğitsel tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi tarafından yapılacak inceleme ve değerlendirme çalışmaları, en az altı ayda bir yinelenir.

c. Aile eğitimi hizmetlerinde, çocuğun ve ailenin ne tür destek hizmetler alacağı ve bu hizmetlerin kim tarafından, nasıl ve ne zaman verileceği eğitsel tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi tarafından belirlenir.

d. Bu çocukların, sosyal yönden gelişimlerini desteklemek ve ailelerin bilgi ve deneyimlerini arttırmak için, resmi ve özel kreşlerde bireysel özellikleri ve yaşları dikkate alınarak, belirlenen bir günde yarı zamanlı oyun grubuna ya da etkinlik grubuna devam etmelerine karar verilebilir.

e. Aileler, eğitsel oyun, oyuncak, oyuncak kütüphaneleri, özel eğitim gerektiren çocuklara kendilerini serbest ifade etme olanağı sağlayan oyun-eğlence alanları ve eğitsel kitap gibi konularda bilgilendirilir ve özendirilir.

2. Özel eğitim gereksinimleri belirlenmiş 37-72 ay arasındaki çocuklar için, okulöncesi eğitim zorunludur ve kaynaştırma uygulamaları temeline dayalı olarak, destek eğitim planları çerçevesinde sürdürülür. Özel eğitim gerektiren çocukların bireysel yeterliklerine dayalı gelişim özellikleri dikkate alınarak okulöncesi özel eğitim sınıfları ve okulları da açılabilir. Oluşturulacak özel eğitim sınıflarında ve okulöncesi özel eğitim okullarında sınıfların mevcudu, bir öğretmen için altı, iki öğretmen için on çocuktan fazla olamaz. Bu çocuklarda tuvalet eğitimi koşulu aranmaz.

Kaynak: Demir, Abdullah, Erken Çocukluk Dönemi Ve Aile Eğitimi Ders Notları, Anadolu Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Gelişimsel Yetersizliği Olan Çocuklar Yüksek Lisans Programı, Nisan, 2005

Henüz bu konuya yorum yazılmamış.

Yorum yaz

Sadece üyelerimiz yorum yazabilir ve yorumları değerlendirebilirler
Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir