Türklerde Akıl Hastalarının Müzikle Tedavisi

25-01-2007

Eski Türklerde ruh hastalıklarının müzikle tedavi edilebileceğine inanılır ve bu tedavi yöntemlerine çok önem verilirdi. Türklerde müzik, Türk tarihi kadar eskiye gitmektedir. Bazı müzikolog ve tarihçiler en az 6000 yıl geriye giden Türk musiki tarihinden bahsetmektedirler. Korku, heyecan, kuşku ve ruhi bunalım gösterenlerin nabız atışlarındaki değişme ve bunun meydana getirdiği ruhi huzursuzluk üzerinde duran Türk hekimleri hastalara çeşitli melodileri dinletir ve bu arada nabız atışlarını da kontrol ederek, hastaya uygun olan müziği bulup, aynı hastalığı olanları bir araya getirerek bu uygun şarkılarla tedavi ederlerdi. Ruh hastalarının hoşlanacakları şarkılar kadar beğendikleri müzik aletleri de göz önüne alınır, hastalara ve hastalıklara göre çeşitli müzik aletleri kullanılırdı.

Müzikle hastalık tedavisinin kökeni pek eski dönemlere dayanmaktadır . Eski kutsal kitaplarda, Davut Peygamberin, hasta Kral Saul'ün depresyonunu tedavi için daha çocuk yaşta üne kavuşan güzel sesi ile Mezmur okuyup bir tür saz olan "mizmar" çaldığı bilinmektedir

Darüşşifa hakkında

Edirne kentinin biraz dışında yer alan İkinci Beyazıt Kulliyesi (1488) mimarisiyle olduğu kadar zihin özürlülerin tedavi edildiği, günümüzde Sağlık Müzesi olarak kullanılan şifahanesi ile de dikkat çekmektedir.

Darüşşifa ve Tıp Medresesi, II. Beyazıt'in 1484 yılında Akkirman seferlerinden elde ettiği ganimet gelirleri ile 1484-1488 yılları arasında yaptırılan külliyedeki 10 farklı birimden birisiydi.

Musiki ile hasta tedavisi, bu hastanenin özellikleri arasındadır. Tedavide yalnız musikiden değil,

su sesi ve

güzel kokulardan da yararlanılmaktadır.

Büyük kubbe altındaki şadırvandan fışkıran suların kubbeye kadar yükseldiğini görenler yazmışlardır. O yükseklikten düşen suyun çıkardığı melodiler hastaları huzura kavuşturmaktadır. Tüm hastalar için musiki konserleri verilmekte ve hastalar bundan yarar görmektedirler.

Avrupalı’nın akıl hastalarına “hasta” gözü ile bakmayıp onları “şeytanın işbirlikçisi” kabul ettiği bir devirde Bâyezid külliyesindeki akıl ve ruh hastaları musiki ile tedavi edilmiş, ayrıca çeşitli çiçek de, koku ve manzarasıyla derde deva olmuştur!..

Bâyezid Dârüşşifa (hastanesi) iki asır bu hizmete devam etti. Avrupalı’nın ancak bugün tatbik edebildiği bu tedavi için Dâr-üş-şifa kadrosunda hekimler yanısıra hanende ve sazendeler bulunuyordu. Bahçelerinde çiçekler hususî surette yetiştiriliyor, bu arada yine bu hastaların tedavisi için türlü av hayvanı, mütehassıslar nezaretinde hususî surette pişiriliyordu!.. (Mustafa MÜFTÜOĞLU 18.11.2005 Milli Gazete)

Akıl hastalarının Avrupa'da yakıldığı ve tıbbi tedaviye layık görülmediği bir devirde müzikle ruhi ve diğer hastalıklara müptela olanların tedavisi için düşünülerek planlanan Edirne'deki II. Bayezit Hastanesi, XVIII. ve XIX. yüzyıllardaki hastane yapılarına ışık tutmuştur. Bu hastanede 6 yaz 6 kış odası vardır. Yaz odalarından birinin musiki salonu olabileceği, hastalar için haftada üç defa düzenlenen konserlerin bu salonda verilmiş olabileceği bildirilmektedir.

M.S. 834-932 yılları arasında yaşamış olan Müslüman Türk bilginlerinden Ebu Bekir Razi, melankoliklerin meşguliyetle tedavileri üzerine yazdığı bir yapıtında, önce melankoliyi tanımlamış, "......... melankolik hasta kesinlikle meşguliyetle tedavi edilmelidir....." dedikten sonra, meşguliyetle tedavinin nasıl uygulanacağını da şöyle anlatmıştır. "........ melankolik hasta balık tutma veya avlanma gibi eğlenceli işlerden biri ile uğraşmalıdır. Mümkünse çeşitli oyunlara alıştırılmalı, huyunu, ahlakını, davranışlarını beğendiği ve sevdiği kimse ile buluşup görüşmeli, dostluk kurmalıdır. Müzik öğrenmeli, öğretmeli özellikle güzel sesle okunan şarkılar dinlemelidir. Melankolik hastanın ancak bu şekilde sıkıntılarından, dertlerinden kurtularak iyileşme olanağı sağlanabilir........."

Tabib Şuuri, "müzikten anlamayan bir hekim tıpta bilgin ve mesleğinde yetenekli olmayıp teşhise kadir olamaz diyerek müzikle tedaviye verdiği önemi göstermiştir. Şuuri, Tadil-i Emzice adlı eserinde belirli makamların günün belirli zamanlarında etkili olduğunu belirtmektedir. Hüseyni makamı sabahleyin, Nihavent makamı öğleyin, Buselik makamı ikindi vakti, Uşşak makamı da gün batarken etkilidir.

Büyük İslam filozof ve bilginlerinden İbni Sina (980-1037) musiki'nin tıpta oynadığı rolü şöyle tanımlamaktadır. "Tedavinin en iyi ve en etkili yollarından biri hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, hastanın çevresini sevimli ve hoşa gider hale getirmek, ona en iyi musikiyi dinletmek ve onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir." İbni Sina'ya göre: ses tonu değişiklikleri insan ruh hallerini belirtir.

            Hastalara iyi gelen makamlar;

  • Büzürk makamı: Ateşli hastalıklara, zihni temizlemeye, vesvese ve korkuyu
  • İsfahan makamı: Zihin açmaya, zekayı artırmaya, anıları tazelemeye
  • Irak makamı: Afakana ve dar mizaca
  • Raks makamı, felce, epilepsiye iyi gelir.
  • İstafahan makamı, zihni açar, zekayı arttırır, gönül tazeleyicidir,üşüten ve ateş verici hastalıklardan korur.
  • Rast makamı: Havale ve felce
  • Zirevkent makamı: Sırt ve eklem ağrılarına
  • Rehavi makamı: Baş ağrısından uzaklaştırmaya
  • Neva makamı: Kadın hastalıklarına
  • Zengule makamı: Kalp hastalıklarına
  • Hicaz makamı: İdrar zorluğuna, cinsel yönden uyarılmaya
  • Buselik makamı: Kulunç ve bel ağrılarına
  • Uşşak makamı: Kalp, karaciğer, sıtma ve mide hastalıklarına
  • Irak makamı, çocuklarda menenjit ve afagan hastalıklarına iyi gelir.
  • Zirefgen makamı, çocukların dimağından kaynaklanan, fasial felç, felç ve sırt ağrısı, eklem ağrıları, kulunç hastalıklarında faydalıdır.
  • Rehavi makamı, çocukların tüm baş ağrılarına faydalı olup, burun kanamasına, fasial paralizi, felç ve balgamdan ileri gelen hastalıklar.
  • Zengube makamı, çocuğun kalp hastalıklarında, menenjit ve beyni ilgilendiren hastalıklarda, mide ve karaciğer hastalıklarında faydalı.
  • Hicaz makamı, çocuklarda görülen idrar zorluğuna, erişkin erkeklerin cänsel olarak uyarılmasında etkili.
  • Buselik makamı, kulunç ve kalça ağrısı, soğuk baş ağrısı ve çeşitli göz hastalıklarında faydalı.
  • Uşşak makamı, küçük çocukların kulağına güzel sesle okunursa, çocukların uykusunu getirmesi ve naz uykusunda dinlenmeye etkisi olup, yetişkin erkeklerde meydana gelen ayak ağrılarına faydalı.
  • Hüseyni makamı, çocukların karaciğer ve kalp hastalıklarında beden ısısını düşürmede, mide hararetinde ve ergin erkeklerde gizli humma ve 4 günde bir gelen ayak ağrılarına faydalı.
  • Neva makamı, ergenlik çağına gelmiş çocuklarda meydana gelen, urk-un nisa hastalığı ve kalça ağrısına faydalı olup gönül okşayıcı bir makamdır.