Öğrenme Güçlüğü

08-05-2007
   
Yazar
Fotoğraflar
Kayıt Yok
Videolar
Kayıt Yok
Dosyalar
Kayıt Yok

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ
OLASI NEDENLERİ
ORTAYA ÇIKIŞ ŞEKLİ
BİLGİ İŞLEM MODELİ

  1. Görsel Algı Bozuklulukları
  2. İşitsel Algı Bozuklukları
  3. Dokunsal Algı Bozuklukları

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN BELİRTİLERİ
TEDAVİ
OKUMA SORUNLARI İÇİN TEDAVİ
YAZMA SORUNLARI İÇİN TEDAVİ
MATEMATİK SORUNLARI İÇİN TEDAVİ
ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ(ÖZGÜL ÖĞRENME BOZUKLUĞU-ÖĞRENME BOZUKLUĞU) OLAN ÇOCUKLARIN EĞİTİMLERİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
DEHB İLE ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜ AYIRTEDİCİ ÖZELLİKLER
ANA-BABA EĞİTİMİ
ÇOCUK YETİŞTİRMENİN TEMEL İLKELERİ
ANA BABA EĞİTİMİNDE ll. BASAMAK :OLUMLU İLİŞKİ KURMAK

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Sayfa Başı...

(ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ-ÖĞRENME BOZUKLUĞU)

Özel öğrenme güçlüğü öğrenmeyle ilgili bir sorun olarak algılanmak ve tanıtılmakla birlikte; gördüğümüz, duyduğumuz ya da dokunduğumuz, tanımaya çalıştığımız şeylerin algılanması ile ilgili ya da işlenmesi ile ilgili bir güçlüktür.
Öğrenme; Öğrenilen materyali akılda tutmak, birbiriyle ilişkilendirmek ve yeri geldiğinde kullanmaktır.
Özel öğrenme güçlüğü; bir çocuğun zekası normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen dinleme, düşünme, anlama, kendini ifade etme, okuma-yazma veya matematik becerilerinde yaşıtlarına ve zekasına oranla düşük başarı göstermesidir. Özel öğrenme güçlüğünün, başka bir psikiyatrik veya organik nedene bağlı olmaması önemlidir.
Özgül öğrenme güçlüklerinin tanısı, klinik görünümle ve yapılan testlerle belli olmaktadır. Ayırıcı tanısında; okullardaki normal olarak gelişen sapmalar, eğitim ve öğretimde fırsat eksikliği, çocuğa verilen yetersiz öğrenim durumu da göz önüne alınmalıdır. Ayrıca görme, işitme veya herhangi başka bir duyu bozukluğu olan çocuklarda zeka problemi olan çocuklarda, yaygın gelişimsel geriliği olan çocuklarda görülen o bozukluğa bağlı öğrenme güçlüğünden bu mevcut durum ayırt edilmelidir.
Bir çocuğun özgül öğrenme güçlüğü tanısı alabilmesi için zeka bölümünün en az 90 olması gerekir.
Özgül öğrenme güçlüğünde en düşük kategori kazanılmış bilgi kategorisidir. Daha sonra sıraya koyma yetenekleri kategorisi ve mekansal yetenek kategorisi gelir. Mekanik yetenek kategorisinin düşük olması çocuğun bütünleşmeyi sağlayamadığını düşündürür.

OLASI NEDENLERİ

Sayfa Başı...

Genetik, kalıtsal etmenler (özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların anne-babalarında da sıklıkla özgül öğrenme güçlüğü görülüyor.Bu sorun beyindeki yapısal ve işlevsel farklılıklardan da kaynaklanabilir. Beynin her iki yanındaki işitsel olan normal kişilerde solda daha büyüktür, disleksiklerde ise her ikisi de eşit ya da sağdaki daha büyüktür. Ayrıca beyindeki dil ve görsel algı alanlarında daha az aktivasyon söz konusu olabilir.

ORTAYA ÇIKIŞ ŞEKLİ :

Sayfa Başı...

Beyindeki bazı farklılıklar nedeni ile öğrenme süreçlerinden bir ya da bir kaçında sapmalar olması durumunda ortaya çıkar. Her özgül öğrenme güçlüğü gösteren çocuğun özellikleri birbirinden farklıdır. Özgül öğrenme güçlüğü bir zeka sorunu değildir ve doğru t anı konulması için duyusal organlarda organik bir bozukluğun kesinlikle olmaması gerekir .
Görülme sıklığı %1-%3 arasında değişir, erkeklerde daha sık görülür.
Öğrenme sorunları 0-6 yaş grubunda da gözlemlenebilir ancak tam bir anlamlandırmanın olabilmesi için çocuğun okuma-yazma etkinliklerine başlamasını beklemek gerekir. Öğretmenler bu çocukların yeterli zeka düzeyinde olduklarını, konuşma, bedensel gelişim özellikleri veya ifade etme becerileri konusunda hiçbir farklılık olmadığını, öğreniyor göründüklerini ancak hiçbir şeyi kavrayamadıklarını ifade ederler.
Özgül öğrenme güçlüğünün en çok bilinen 3 türü vardır.
Disleksi : Okuma sorunları
Disgrafi : Yazma sorunları
Diskalkuli : Matematik sorunları

BİLGİ İŞLEM MODELİ

A. Girdi : Özgül öğrenme güçlüğü çeken çocukların, uyaranların beyindeki ilgili alanlarda algılanmasında sorunları vardır. Bu bozukluklar çeşitli alanlarda gözlemlenebilir.
l. Görsel Algı Bozuklulukları :

Sayfa Başı...

2. İşitsel Algı Bozuklukları:

Sayfa Başı...
İşitsel algı bozukluğu da iki şekilde görülür.

3. Dokunsal Algı Bozuklukları :

Sayfa Başı...
Bu sorunu olan çocuklar gözleri kapalı iken dokunma duyusu yardımıyla eline verilen nesneleri tanımlaması istendiğinde tanımlayamaz.
B- Bütünleme : Beyne giden bilgi kaydedilince anlaşılması gerekir. Bunun için üç aşama tanımlanmaktadır.

Bu aşamalardan geçen bilgi bütünleşir. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarda bu aşamaların birinde ya da tümünde sorunlar söz konusudur.

C- Bellek-Depolama : Gelen bilgi beyinde kaydedilir, anlaşılır, yorumlanır ve daha sonra kullanılmak üzere bellekte depolanır. Özgül öğrenme güçlüğünde daha çok kısa sür bellek bozukluğu görülür. Bu çocuklarda genellikle kısa süreli işitsel-görsel bellek bozuklukları ortaya çıkar.
D- Çıktı : Öğrenilen bilgiler, sözcüklerle (dille) ya da kas faaliyetleri ile (yazma-çizme, jest ve mimikler) ifade edilirler. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklar bu alanlarda güçlük yaşarlar. Dil alanında; kendini ifadede, kendiliğinden konuşma başlatmada, soru yöneltildiğinde uygun yanıtı verebilmede güçlükleri vardır. Anne-baba ve öğretmeni şaşırtan, soru sorulduğunda bloke olan çocuğun spontan konuşmaya başladıktan sonra gayet akıcı bir şekilde düşüncesini ifade edebilmesidir. Sakarlık sık rastlanan bir belirtidir. Düğme ilikleme, makas kullanma, çatal –kaşık kullanma , kalem tutma, resim yapma becerilerinde zorlanır. Yazı problemleri mevcuttur. Ya hızlı ve bozuk yazarlar ya da çok yavaş yazarlar.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN BELİRTİLERİ

Sayfa Başı...

Ayrıca Özel Öğrenme Güçlüğü'ne Bağlı Olarak ;

Çocuğun yaşadığı başarısızlık ve hayal kırklığı sonucunda, Özel Öğrenme Güçlüğü'ne sıklıkla duygusal, sosyal ve aile içi sorunlar da eşlik eder.

TEDAVİ:

Sayfa Başı...

Özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların yaşıtlarından ve sınıf düzeylerinden farklılıklarının objektif, geçerlik ve güvenilirliği sınanmış ölçümlerle saptanarak erken tanı ve tedaviye ulaşılması gerekmektedir.
Bu çalışmanın sonunda geliştirilecek standart okuma hızı ve yazım hataları testleri ve bunlara ilişkin normlar, öğretmenlerin sınıf içinde bu sorunu yaşayan çocukları daha kısa sürede tanımalarına ve erken tanı ve tedaviye yönlendirmelerine de yardımcı olacaktır.
Özgül öğrenme güçlüğünün tedavisi EĞİTİM'dir.Bu eğitim okulda verilen eğitimden farklıdır. Çocuk normal okulda eğitimine devam ederken bireysel ya da grup halinde özel bir eğitime alınır.
Özgül öğrenme güçlüğünü tamamen ortadan kaldıracak bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Ancak bu sorunun yanı sıra aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği, depresyon bozukluğu gibi psikiyatrik bozukluklar eşlik ediyorsa bunların ilaç tedavisi düşünülmelidir.

OKUMA SORUNLARI İÇİN TEDAVİ

Sayfa Başı...

Tedavi seçimindeki ilk şey, çocuğun özel eksikliklerini ve zayıflıklarını doğru olarak değerlendirmektir. İkincisi ise uygun eğitim yaklaşımıdır. Bu sorunla olumlu bir şekilde başa çıkma stratejileri arasında çocuğun küçük ve yapılanmış okuma gruplarına girmesi gelir. Böylece çocuğun bireysel dikkati sağlanacak ve yardım alması kolaylaşacaktır.
Samuel ORTON tarafından geliştirilen özel bir yöntemle; önce basit ses yeteneğine dikkat çekilmekte, daha sonra bu ses birimlerinin karışımı kelimelere ve cümlelere dönüştürülmektedir. Bu ve benzer yöntemlerin mantığı harflerde ve hecelerde çektiği güçlükleri öğrenerek okuyabilmesidir.
Psiko-terapide, terapist-hasta ilişkisi eğitimsel tedavinin başarılı sonuç vermesi bakımından önemlidir. Çocuklar mümkün olduğu kadar sosyal işlev düzeylerine yakın bir sınıfa yerleştirilmeli ve okumada özel yardım verilmelidir. Birlikte ortaya çıkan duygusal ve davranışsal sorunlar uygun psiko-terapötik yardımla tedavi edilmelidir. Ebeveyn işbirliği de bu konuda yardımcıdır.
Öğrenme bozukluğu olan çocukların ortalama % 75'i sosyal yeterlilik bakımından da sorunludur. Bundan dolayı okuma bozukluğu olan çocuklar için tedavi programının bir parçası olarak sosyal yeteneklerin geliştirilmesi de önemlidir.

YAZMA SORUNLARI İÇİN TEDAVİ

Sayfa Başı...

Yazma, dil ve okuma bozuklukları birlikte olduğundan, bir çocuk okumayı öğrenmeden önce; ifade edici dil bozukluğu tanısı, daha sonra yazılı ifade bozukluğu tanısı konur. İleri derecedeki olgularda yazılı ifade bozukluğu ikinci sınıfta, daha az ciddi olgularda 5. sınıfta veya sonrasında belirgindir. Yazılı ifade bozukluğu olan bir çok insan zamanında eğitim desteği alırsa orta eğitime hatta yüksek öğretime bile devam edebilir. Başarı; bozukluğun şiddetine, yaşa, eğitim desteğinin ne zaman başladığına, süresine ve devamlılığına, ikincil duygusal ve davranışsal sorunların olup olmamasına bağlıdır.
Eğitimde destekleyici yazılı ifade yöntemleri etkili olabilir. Bunun yoğun, devamlı ve birebir uygulanmasıyla en iyi tedavi sonuçları elde edilir. Fazladan günde iki saat kadar yazma dersi uygulanabilir. Bu bozukluğun tedavisinde psiko-terapideki gibi ebeveyn-terapist ilişkisi gerekir. Hastanın motivasyonu, tedavinin uzun süredeki etkinliğini önemli ölçüde etkiler. Birlikte diğer öğrenme bozuklukları ve ikincil duygusal ve davranışsal sorunlar varsa bunlara da dikkat edilmeli ve uygun psikiyatrik tedaviyle ebeveyn işbirliği yapılmalıdır.
Yazı, iletişimin karmaşık ve yüksek işlev gerektiren bir sunumudur. Alıcı ve ifade edici dil gelişiminin ardından kazanılır. Yazabilmenin öncülleri, anlama, dinleme, konuşma ve okumadır. Yazabilmek için akılda tutabilme, her harf ve sesin zihinde formülasyonunun sözcükler ve tümcelere dönüşmesini sağlama, kasların uygun biçimde kullanılması ile harfleri seslere uygun biçimde sembolleştirme ve biçimlendirme gerekmektedir. Çocukların yazılarının doğrudan gözlenebilir, değerlendirilebilir, görsel ve motor becerileri yansıttığı düşünülür. Yazıya ilişkin sorunlar pek çok nedene bağlı olabilir. Etkin motor beceriye ilişkin zorluklar, görsel bilgiyi motor çıktı olarak transfer etmekte sorunlar, görsel ve işitsel algı ile ayrımlaştırma güçlükleri, yazının öğrenilmesini güçleştiren nedenler arasında yer alır.

MATEMATİK SORUNLARI İÇİN TEDAVİ

Sayfa Başı...

Ayırıcı Tanı:
Matematik bozukluğu zihinsel yetersizlik sendromu gibi bütünsel bozukluklardan ayırtedilmelidir. Zihinsel yetersizlikteki aritmetik güçlükleri tüm zeka işlevlerindeki genel bozuklukla birliktedir.Yetersiz eğitim çocuğun aritmetik performansını etkileyebilir. Böyle olduğunda aynı sınıftaki diğer çocuklarda da benzer düşük aritmetik performansın olduğu görülebilir. Davranım bozukluğu ve DEHB, matematik bozukluğu ile birlikte olursa bu olgularla her iki tanı da konulmalıdır.Çocuklardaki matematik bozukluğu genellikle ilk eğitimin 3.sınıfında görülür. Bazı çocuklarda bu bozukluk 1. sınıfta da belirgindir. Orta derecede matematik bozukluğu olan çocukların aritmetik güçlükleri yoğun eğitsel girişimlerle çözülmediği zaman aritmetik güçlükleri devam eder ve kendilik kavramları düşük olur. Depresyon ve engellenme de görülebilir. Bu komplikasyonlar, okula gitmek istememe, okuldan kaçma veya başka davranım bozukluklarına yol açabilir.

Tedavi:
Çeşitli eğitimsel tedavilerin etkinliği tartışılmakla birlikte bugün matematik bozukluğu için en etkili tedavi eğitimdir. Ortak kanı, eğer tedavi yöntemleri ve materyaller o çocuğa, o bozukluğa, o bozukluğun şiddetine ve öğretim planlanabilirliği ilkesine uygunsa eğitim yararlı olur. Yakın zamandaki bir araştırma matematik eğitiminin hesaplamaktan çok, problem çözme etkinliğinde yardımcı olduğunu göstermiştir. Bilgisayar programları da bu konuda yardımcı olabilir ve eğitim desteğinin etkisini artırır. Sosyal yetenek eksiklikleri çocuğun yardım aramasında direnç oluşturur.
Bundan dolayı sosyal alanlarda olumlu problem çözme yeteneklerinin geliştirilmesi de matematik yeteneği eksikliğinin giderilmesine yardımcı olur. Koordinasyon sorununu da matematik bozukluğu ile birlikte görülebilir. Bu gibi durumlarda fiziksel tedavi ve duyusal bütünleşmeyi sağlayıcı etkinlikler yardımcı olabilir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ(ÖZGÜL ÖĞRENME BOZUKLUĞU-ÖĞRENME BOZUKLUĞU) OLAN ÇOCUKLARIN EĞİTİMLERİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Sayfa Başı...

Özgül öğrenme güçlüğünün tek tedavisi EĞİTİM 'dir. Bu eğitim okulda verilen genel eğitimden farklıdır. Çocuk normal bir okulda eğitimine devam ederken bireysel ya da grup halinde özel bir eğitime alınır.
Eğitimleri; görsel, işitsel, kinestetik algılarının geliştirilmesini, dikkat, bellek ve ardışıklık yeteneklerinin artırılmasını, motor koordinasyon becerilerinin geliştirilmesini içermektedir. Ayrıca dinleme, konuşma, okuma-yazma (dil) becerilerinin geliştirilmesi, kavram ve düşünme süreçlerinin geliştirilmesinin desteklenmesi de bu süreç eğitimi içerisinde yer almaktadır.
Ülkemizde bu sorunun eğitimini uygulayabilen kişilerin sayısı ne yazık ki çok azdır.
Bu uygulamalar içinde çocuğun gelişimini yetersiz kılan psikolojik sürede,süreçlerin belirlenmesi ve düzeltilmesi gerekmektedir. Süreç öğretimi; dokunma ve kinestetik algının geliştirilmesini, bu algılara ait ayrımlaştırma, bellek, ardışıklık yeteneklerinin artırılmasını ve motor koordinasyon becerilerinin geliştirilmesini içermektedir. Ayrıca fonetik (ses bilgisi) farkındalığın artırılması, dil, konuşma, okuma-yazma becerilerinin geliştirilmesi, kavram ve dil süreçlerinin gelişiminin desteklenmesi bu süreç eğitimi içinde yer almalı, algıları destekleyici ya da iyileştirici bu çalışmalar akademik beceriler birlikte verilmelidir. Diyelim ki çocuğun duyusal-motor fonksiyonunda gecikme söz konusu. Bu akademik materyalin verilmesinin geciktirilmesini gerektirmez ve akademik beceriler birbirini pekiştirecek ve zenginleştirecek biçimde verilmelidir.
Özgül öğrenme güçlüğünü ortadan kaldıracak bir ilaç tedavisi yoktur ancak bu sorunun yanı sıra dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, depresyon, kaygı bozukluğu ya da başka psikiyatrik bozukluklar eşlik ediyorsa, bunların ilaçla tedavisi düşünülmelidir.

DEHB İLE ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜ AYIRTEDİCİ ÖZELLİKLER

Sayfa Başı...

DEHB'nda özgül öğrenme güçlüğü görülebilir ama ikisi iki ayrı alandaki güçlükleri tarif eden bozukluklardır ve ayırt edici özellikleri vardır. Bunlar şunlardır;

ANA-BABA EĞİTİMİ
TEMEL ÇOCUK YETİŞTİRME İLKELERİ

Sayfa Başı...

Her ana baba çocuğunu mutlu, başarılı, çevresi ile iyi ilişkiler kurabilen, sorumluluklarını bilebilen, vicdan ve ahlak sahibi bir birey olarak yetiştirmek ister.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ise çocuk doğduğu andan itibaren ana babayı zorlayan çelişkiye düşüren, ana babanın özgüveni sarsan ve onları birbirine düşürülebilen bir durumdur.
Ana babalar; çocuklarındaki aşırı hareketlilik, dikkat sorunları, okul başarısızlığı gibi nedenlerle çocuk psikiyatrisi ve psikologlarına başvurduklarında öncellikli olarak bu belirtilerin ortadan kalkmasını beklerler. Bunun için kendilerinin neler yapabileceğini çocuğa nasıl davranmaları gerektiğini sorarlar. Bu soruların yanıtlarını içeren ana-baba eğitimi programları hazırlanmaktadır.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan veya özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bir çocuğun ana babası olmak her şeyden önce ana baba olmanın ve çocuk yetiştirmenin temel ilkelerine uymayı gerektirir.

ÇOCUK YETİŞTİRMENİN TEMEL İLKELERİ

Sayfa Başı...

En basit tanımıyla ana babanın; çocuğun gözüyle dünyaya bakabilmesidir. Çocuğun duygu ve düşüncelerini, onun bakış açısını görebilmesi ve buna değer vermesidir. Empati; çocuğa, ana babasının onu duyduğunu, anladığını gösterir, ilişkiyi sağlamlaştırır ve çocuğun kendisini güvende hissetmesini sağlar.

Etkili iletişim, ana babanın çocuğu etkin dinlemesi, ne söylemeye çalıştığını anlaması, değer vermesi, ona yanıt verirken güç mücadelesine girmemesi, genelleme ve kesin yargılar kullanmaması ve onu küçümsememesidir.
Ana babaların en sık yaptıkları hata, çocuk bir sıkıntısını paylaştığında ona mantıklı açıklamalarda bulunmak, nutuk çekmek, akıl vermek ve hemen bir çözüm önermektir.
Çocuk, bir sorununu söylediği zaman ana babanın ilk yapacağı şey onu etkin dinlemek olmalıdır. Etkin dinleme çocuğun ne söylemeye çalıştığını anlamaya çalışıp, çocuğun söylediklerine ayna tutarak ona geri iletmektir. Bunu yaparken ana baba kendi çözümünü, yargısını ve değerlendirmesini iletmez. Etkin dinlemeden sonra ana baba bir adım daha ileri gidip “istersen birlikte düşünelim, bakalım nasıl çözümler bulacağız gibi” bir cümle ile birlikte sorun çözme aşamasına geçebilir.

Etkin Dinlemenin Faydaları :

“Ben” Dilini Kullanmak
Ana babalar çocuklarının beğenmedikleri, onaylamadıkları, kendilerini yada başkalarını rahatsız eden davranışları karşısında onlara uyarılarda bulunurlar.
“Ben” Dilinde üç ana bölüm vardır:

“Ben” dilinin üçüncü bölümünde çocuğa davranışın ana-baba üzerinde yarattığı ya da yaratacağı somut etki açıklanır. Böylece o davranışın neden kabul edilmediği belirtilmiş olur. Bu özellikle davranışlarının sonuçlarını önceden göremeyen, sebep sonuç bağlantısını kuramayan çocuklar için öğretici olacaktır.

Çocuklar, ana babaları tarafından sevildiklerini, kabul gördüklerini hissettikleri zaman kendilerini özel ve değerli hissederler. Davranışları nedeniyle sürekli eleştirilen, çevrelerinden uyarı alan çocukların koşulsuz ve kesintisiz sevgiye daha çok gereksinimi vardır.
Ana babanın sevgi göstermemesi bazen çocuktan da kaynaklanabilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan çocukların bazıları bebekliklerinden itibaren zor çocuklardır. Az uyur, sürekli hırçındır. Büyüdükçe sorunları artar, sürekli kendisine ya da çevresine zarar verecek şeyler yapar. Çevre şikayetçidir, onunla gezmeye, alış verişe gidilemez, eve kimse çağrılamaz. Okuldan sürekli uyarı ve şikayet gelir. Bu koşullar altında ana baba erken dönemde tükenir, çocuğa olumlu ilgi gösterecek enerjisi kalmamıştır. Öfkeli ve mutsuzdur.

Sevgiyi Gösterebilmenin Yolları

Ana baba sevgiyle, olumlu mesajlarıyla yerinde kalmasını istediği parçaları destekleyerek ve üst üste koyarak çok daha sağlam bir yapı oluşturabilir.

Ailesinde, olduğu gibi kabul görerek yargılanmadan büyütülen çocuk kendini her yönüyle tanır, kabul eder. Kabul gören çocuk kendini güvende hisseder, yeni denemelerden çekinmez, hatalarını, eksiklerini görebilir, hayata daha iyimser bakar. Çocuğu olduğu gibi kabul etmek onun hiçbir zaman değişemeyeceği anlamına gelmez. Ama ana baba değişim hızını ve hedefini çocuğa göre belirlemelidir.

Bir işi başarmak, kişinin kendi gücünün farkına varmasını sağlayan en önemli etmendir. Çocuk, bir şeyi keyifle yapıyorsa ve o işte kendisini yeterli görüyorsa başarı duygusunu yaşar. Ana babanın da buna önem vermesi ve beğenmesi gerekir.
Ana baba ve öğretmenler çocuğun iyi olduğu alanları ortaya çıkarmaya çalışmalı ve bu alanda onu desteklemelidir.
Bazı alanlarda güçlü olan çocuklar için hazırlanan eğitim programları sadece zayıf olan geliştirmeye odaklı olmamalıdır. Çocuğun güçlü olduğu alanların da eğitimde kullanılması kendine güven ve motivasyon açısından önemlidir. Ana baba; başarıya ulaşmak için acele etmemek, sabırla emek vermeye devam etmek konusunda çocuğa örnek olmalı ve desteklemeye devam etmelidir.

6. Hatalarını Birer Öğrenme Fırsatı Olarak Görebilmesine Yardım Etmek :
Kişinin kendine değer verme ve yeterli hissetme duygusunu gösteren belirtilerden birisi de hatalar karşısında verilen tepkilerdir. Kendilerine güvenleri olmayan çocuklar, hata yaptıklarında ya da başarısız olduklarında bunu kontrol edemeyecekleri nedenlere bağlarlar, başkalarını sorumlu tutar ya da bahaneler ileri sürerler.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan bireyler engeller karşısında ilk tepkilerini kontrol etmekte zorlandıkları için, hataları öğrenme fırsatı olarak değerlendiremezler. Hiperaktif bir çocuk oyuncak maketi birleştirirken zorlandığı anda hissettiği öfke duygusunu kontrol edemeyip uğraşmaktan vazgeçer, hatta maketi kırabilir. Sonuçta nerde hata yaptığını görme ve bunu düzeltme şansını yitirmiş olur. Böyle bir durumda ana baba da öfkelenip çocuğu suçlayabilir. İşler yolunda gitmediği zaman ana baba çocukla birlikte sorunu çözmeye çalışmalıdır.

7. Sorumluluk Ve Yardımseverlik Duygusunun Gelişimini Sağlamak
Çocuklar küçükken ana babalarının onlara verdiği işleri sorgulamazlar. Gerekli ya da gereksiz olarak ayıramazlar. Verilen her iş yeni bir beceri kazanma, yeterlilik ve keşif duygusunu verir. Ancak zamanla kendinden beklenen işleri çoğu; onlara göre gereksiz gelmeye başlar. Ana babaları onları sorumsuz olmakla suçlarken, onlar bu düşünceye katılmazlar. Dikkat eksikliği sorunu olan çocukların bazıları yaşıtlarına göre daha yavaştırlar. Başladıkları işi bitirmeleri çok uzun sürer. Böyle bir çocuk karşısında ana baba ondan herhangi bir iş istemekten kaçınır.
Ana baba mümkün olan en erken yaşta, çocuğa yapısı ve becerilerine uygun olabilecek bazı işleri vermeye başlamalıdır.
Ana babaların en büyük korkusu ise; çocuğun sorumluluğu hiçbir zaman üstlenmemesi ve bundan doğacak olumsuz sonuçlardır. Sorumluluğun ortada kalması durumunda çok ciddi sorunlarla karşılaşmamak için yapılacak şeylerden birisi sorumluluğu devretmek konusunda fazla beklememektir.

Problem çözme ve karar verme becerileri bakımından çocuklar farklı gelişimler gösterir. Bazı çocuklar sorunlar karşısında dona kalır, hiçbir şey düşünmez. Bazısı da dürtüsel bir şekilde sonucunu düşünmeden aklına ilk gelen çözümü uygular. Seçenekler arasında karar vermekte zorlandığı için hep ana babasından yardım isteyen çocuklar da vardır. Bu noktada çözüm bulmanın sorumluluğunu çocuğa bırakmak yardım etmenin en etkili yoludur. Ancak bunu yaparken çocuk tamamen yardımsız bırakılmamalıdır. Ana baba farklı çözümler üretmesi konusunda çocuğa örnek olmalı, çocuğun çözüm üretemediği durumlarda, sorunuyla tamamen baş başa bırakılmamalıdır.
Çocuk sorununa sahip çıkmayı, sorumluluk almayı da öğrenmelidir.

Disiplinsizlikle ilgili davranışlar; söylenen şeyi yapmamak, karşı çıkmak, toplum tarafından önceden belirlenmiş olan kurallara uymamak biçimindedir.Bu davranışlara eşlik eden; sık sık hiddetlenme, huysuzlanma,büyüklerle tartışmaya girme, isteyerek başkalarını kızdırma, alıngan davranma, çabuk darılma, kolay kızdırılma, içerleme, kinci ve intikam alma v.b davranışlar da görülür.
Bu tür sorunlarda ana baba nasıl bir tutum izleyeceklerini bilemezler ve çoğunlukla serbest ve otoriter ana babalık yöntemleri arasında gidip gelir ama başarıya ulaşamazlar.
Uyum ve davranış sorunlarının nedenlerinden birisi de ana babalarının onlara uygun sınırlar koyamamalarıdır. Bazı ailelerde disiplin yok gibidir. Tüm davranışları hoşgörüyle karşılarlar. Bunun tam tersi olan katı yaklaşımda ise çocuğu sürekli kontrole alırlar. Çocuğun en küçük hataları ve yaramazlıkları gözden kaçmaz, hemen üzerinde durulur, düzeltilir. Ana baba çocuğa sürekli müdahale eder, denetler. Sınırlar deneme ve keşfetmeye izin vermeyecek kadar dardır. Aşırı koruyucu ana baba tutumları da katı yaklaşım içinde yer alır.
Ana babalar kendi ruh durumları, yapısı ve çevre koşulları nedeniyle çocuğa karşı tutarsız davranabilirler.
Böyle bir disiplin anlayışı eğitici değil cezalandırıcıdır. Bu duruma gelmemek için “disiplin, yaşamın bir parçası olarak görülmeli” dir.
Tutarlılık, ana babanın söz birliği ve işbirliği yapması, davranışları ile örnek olması “Disiplin İçin Önemli İlkeler” dir.


ANA BABA EĞİTİMİNDE ll. BASAMAK :OLUMLU İLİŞKİ KURMAK

Sayfa Başı...
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan bir çocuğun ana babası olmak :
DEHB olan bir çocuğun ana babası olmak çoğu kez yorucu, tüketici bir iştir. Ana baba çocuğun davranışlarına bir anlam veremez yada yaramazlık, şımarıklık, tembellik olarak yorumlar. Zamanlarının ve enerjilerinin çoğunu çocuğa verirler. Ama işler yine de yolunda gitmez nerede yanlış yaptıklarını bulmaya çalışır ve sıklıkla kendilerini suçlarlar. Kardeşler de bu durumdan etkilenir ve çeşitli belirtiler göstermeye başlarlar. Ana babanın birbirleriyle ilişkisi de bozulur, sık sık tartışmalar yaşanır. Giderek huzursuzluk, gerginlik, mutsuzluk ve dağınıklık eve hakim olur.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocukların ana babaları ise bu duyguların tümünü daha yoğun yaşarlar. Bu duygular korku, kaygı, endişe, panik, öfke ve yorgunluktur.
Bu noktalara gelmemek için erken dönemde ve ilk aşamada yapılması gerekenler :

Çocuğun İstenmeyen Davranışlarına Doğru Bakış Açısı
DEHB olan çocukların davranışlarının asıl nedeni çocukta davranış kontrolü sağlayan yapıların yeterli çalışmamasıdır. Yani ne anne babanın ne de çocuğun suçu yoktur. Bu kimsenin suçu değildir. Yapısal bir bozukluktur. Ana babalarının ilk olarak anlamaları ve kabul etmeleri gereken bakış açısı bu olmalıdır.

Çocukla Doğru ve Etkili Biçimde İlgilenmek
Burada söz edilen ilginin amacı çocuğu olumlu davranışlar geliştirmeye ya da var olan olumlu davranışları artırmaya motive etmektir. Kuşkusuz sadece olumlu bir ilgi göstermek çocuğun tüm sorunlarını çözmeyecektir. Ama doğru, etkili ve olumlu bir ilgi çok önemlidir. Bu mutlaka başarılmalıdır. Çünkü DEHB olan çocuklar anne-baba yada öğretmenlerinden çoğunlukla olumsuz geri bildirim almaktadırlar.

Sayfa Başı...

Kaynak: http://karamanegitimuygulama.k12.tr/rehberlik.php?sayfa=ogrenme#ust

YORUMLAR

Toplam Yorum Yapıldı, ortalama beğeni
Daha Fazla Göster...